Bilginin bittiği yerde özgüvenin başladığı, 'bilmiyorum' kelimesinin sözlükten silindiği ve her kahvehanenin birer NASA araştırma merkezine dönüştüğü eşsiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Akademik kariyerin 'Bak şimdi kardeşim' cümlesiyle yerle yeksan edildiği, uzmanlığın yerini 'bi’ abimizin' referansına bırakıldığı bir Türkiye portresi; Her şeyden anlayan ama hiçbir şeyi tam bilmeyenlerin dünyasına hoş geldiniz.

Dünya üzerinde henüz keşfedilmemiş kıtalar, çözülememiş matematik problemleri ve gizemini koruyan kara delikler olabilir. Ancak Türkiye sınırları içerisine girdiğiniz an, bu bilinmezlik kavramı gümrükten ge-çe-mez. Çünkü bizim topraklarımızda, atom fiziğinden tutun da, süzme yoğurdun ideal sertliğine kadar her konuda "ordinaryüs profesör" yetkinliğine sahip eşsiz bir tür yaşar; Yurdum İnsanı…

***

Ortamın doğal hâkimi kimdir? "Bak şimdi kardeşim..." diyendir. Bu cümle, akademik dünyadaki "Doktora Tez Savunması"nın bizdeki karşılığıdır. Eğer biri söze "Bak şimdi kardeşim..." diye başlıyorsa, o an itibariyle Harvard ve Oxford’un toplam birikimi geçersiz sayılır.

Yurdum insanına enflasyonun neden yükseldiğini, pahalılığı sormanıza gerek yok. Mahalle bakkalı Mahmut Amca, dış güçlerin hamlelerini ve merkez bankasının aslında ne yapması gerektiğini, bir ekmek arası kaşar hazırlama süresinde özetler.

Tıpta da inanılmaz ilerledik! Herkes bilim, ilim, irfan sahibi mi olur arkadaş. Öyle ki, “Diplomam yok ama hastam çok!” cümlesinin vücut bulmuş halini her fırsatta yaşıyor ve yaşatıyoruz. Misal, bir doktorun 6 yıl tıp okuyup üzerine master, doktora yapması; teyzemizin "şurana bir lahana bağla, bir şeycin kalmaz" tavsiyesi karşısında sadece zaman kaybıdır. Bizde, "doktor ne anlar!" ya da “doktora gitmene hiç gerek yok!” ekolü, modern tıbbın en büyük, en belalı, bir türlü alt edemediği rakibidir.

Herkesin hayalet diploması mı olur? Yurdum insanının zihninde, her an her yerden fırlamaya hazır hayali diplomalar vardır. Çokbilmişler kulübünde konu her ne olursa olsun mutlaka bir bildiği, bir fikri vardır. Yanılmayı, hata yapmayı, “bilmiyorum!” demeyi asla kabul etmezler. Boş beleş, ortalıkta gezenlerin en büyük hobisidir..! Laf anlattığı kişi, nezaketinden ses etmez ama muhakkak, “Beyni yok fikri var..!” cümlesini içinden geçirir.

Futbol bizim medarı iftiharımızdır... Sadece ülkemizdeki değil, dünyadaki tüm futbol kulüplerinden, kulüp başkanlarından, teknik direktörlerden, futbolculardan daha bilgili, daha iyiyizdir. Koskoca Milli Takım teknik direktörünün sahaya çıkaracağı 11, 85 milyonun cebinde hazırdır. Teknik, taktik, strateji… 3-5-2, 4-4-2, 4-4-3… Saha dizilişini bile bir teknik direktörden çok daha iyi bilir, çok daha iyi uygularız.

***

Yurdum insanında, "Bilmiyorum" demek büyük bir suç, büyük bir ayıp ve utanç verici bir kavramdır. Yani, bizim literatürümüzde "Bilmiyorum" kelimesi, bir zayıflık göstergesi, bir varoluşsal krizdir. Adres sorulan biri, adresi bilmese bile sizi mutlaka bir yerlere gönderir.

"Bak gardaşşş…. Burdan dümdüz git, soldan dön, birine sor, o seni götürür." Ya da, “Şu camiyi görüyor musun? İşte o camiye sırtını dön…” Aslında orada bir yer olmadığını o da bilir, siz de bilirsiniz. Ama sizi "bilmiyorum" diyerek boynu bükük göndermemek, bir vatan borcudur. Bilgi sahibi olmasa da fikir sahibi olmak, bu toprakların en büyük mirasıdır. Allah’tan teknoloji gelişti. Navigasyonlar, haritalar, yol tarifleri çıktı da dükkan camına “Adres sormak 1 TL” yazısı kalktı..!

Her şeyi bilmenin bir üst modeli, element uydurmaktır. NASA’nın Ay’a inişinden, mahalledeki kedinin aslında bir ajan olduğuna kadar, her konuda bizzat şahit olan bir tanıdığı vardır. Bilgi kaynağı Wikipedia değil de, "bi' abimiz"dir ve o abimiz, her zaman haklıdır. Absürtlükte Nirvana’ya ulaşılmış, "Ben onu bizzat gördüm" diyenlerle dolu canıımm memleketimiz.

***

Yurdum insanının her şeyi bilmesi aslında teknik bir bilgi birikiminden değil, devasa bir iletişim kurma arzusundan kaynaklanır. Bizde susmak değil, konuşmak esastır. Hatalı bilgi vermek, sessiz kalmaktan daha iyidir. Çünkü konuşmak, hayatın içinde olmaktır. Yani, bilginin değil, özgüvenin zaferidir.

NASA’ya akıl veren bakkallardan, doktora lahana öneren teyzelere kadar; bu topraklarda cehalet değil, sadece henüz onaylanmamış dâhilik vardır. Cumhuriyetimizin hangi tarihte kurulduğu dahi bilmeyen özgüvenli ahmaklar, her zaman aramızda olmaya devam edecek.