“Mendebur para, gardaşı gardaşa düşürür” derlerdi eskiler. Meğer eksik söylemişler. Para yalnızca kardeşi kardeşe düşürmüyormuş; insanı öz saygısıyla, aynadaki görüntüsüyle ve geceleri tavana bakarken icat ettiği hayali düşmanlarıyla da kavga ettiriyormuş.

Çünkü modern çağın görünmez ama gayet çalışkan bir algoritması var; müşteri değilsen, aslında yoksun.

Seçim sahnesinden hastane koridorlarına, pazar tezgâhından akraba sofralarına, AVM restoranlarından açık hava kahve sohbetlerine kadar sistemin mesajı oldukça net; paran varsa varsın, paran yoksa sistem seni yok sayar!

Anlayacağınız; paran varsa kralsın, paran yoksa…

Gelin, o üç noktanın içini biraz daha dolduralım. Hem trajikomik bir tebessümle, hem de hafif bir sinir harbi eşliğinde…

***

Paran yoksa; Saygınlığın ve itibarın görünmezlik pelerinidir. O kadar saygınsındır ki, toplum seni fark etmez bile. Önünden geçerler, selam vermezler. Çünkü selamın bile artık ekonomik bir karşılığı vardır. “Nasılsın?” sorusu bile lüks tüketime girmiştir.

Paran yoksa; Akrabaların seni unutmaz. Daha kötüsü, hatırlamak istemezler. Telefon rehberlerinden silmezler. Silmezler ki; aradığın an cevap vermezler!

Paran yoksa; Brad Pitt kadar yakışıklı, Sokrates kadar bilge, Einstein kadar zeki olsan da pek fark etmez. Hakkında mutlaka şu teşhis konur, “İyi çocuk ama…” İşte o ‘ama’ var ya… İnsanın bütün CV'sini tek kelimeyle çöpe atabilecek kadar güçlüdür.

Paran yoksa; Millet lüks restoranda pirzolanın porsiyonunu tartışırken, sen evde bayat ekmeği salçaya banıp; “Acaba bu salçanın tarihi geçmiş midir?” diye gurme taklidi yaparsın.

Paran yoksa; Telefonun yalnızca; banka, fatura servisi ve dolandırıcılar tarafından aranır. En azından dolandırıcılar seni hâlâ değerli buluyordur!

Paran yoksa; Ay sonu kira ve faturalar seninle romantik bir ilişkiye girer, ama bu ilişki tek taraflıdır. Gece yatağa girersin; kira sağ tarafında, faturalar sol tarafında, kredi kartı borcu ayakucunda. Gelecek ise tavanda oturmuş seni izliyordur.

Paran yoksa; Adamlığın sorgulanır, insanlığın sorgulanır, IQ seviyen bile sorgulanır. Kapılar ağırlaşır, telefonlar susar, dostlukların sesi kısılır, akrabalıkların çekim gücü azalır. Hastalıkların sabrı azalır, insanların sana olan ilgisi azalır.

Paran yoksa; liste böyle uzar gider...

Uzadıkça insanın aklına garip bir soru gelir, “Biz gerçekten fakir miyiz, yoksa sistem bizi sürekli zengin olmadığımız için mi fakir hissettiriyor?”

***

Bazen mesele cebindeki para değildir. Mesele, cebindeki paranın sana insan gibi davranılmasını sağlayan bir kimlik kartına dönüşmesidir. İşte sistemin asıl başarısı da burada başlar. Sana “Yoksulsun” demekle yetinmez, bir süre sonra bunu senin kendine söylemeni sağlar.

Uzun lafın kısası; paran varsa kralsın. Paran yoksa…

Ama asıl mesele şu; insanlığın varsa, hâlâ zenginsin.