Manisa’da yaşanan silahlı saldırı hepimizi bir kez daha aynı sorunun karşısında bıraktı.

Silaha erişim neden bu kadar kolay?

Bir okul… Çocukların eğitim gördüğü, ailelerin sabahları evlatlarını gönül rahatlığıyla gönderdiği bir okul. Ve o okulun yakınında yükselen silah sesi…

22 Eylül’de Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise yakınında meydana gelen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralandı. İki öğrencinin ağır yaralandığı açıklandı. Olayın ardından soruşturma başlatılırken, kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği ve silahın muhafaza koşulları da araştırılıyor.

Fakat burada yalnızca bir saldırıyı konuşmamalıyız. Daha büyük bir soruyu konuşmalıyız o da silahlar hayatımızın içine neden bu kadar kolay girebiliyor?

Çünkü bugün bir silahın varlığı sadece onu taşıyan kişinin meselesi değildir. O silah; aynı evde yaşayan çocuğun, komşunun, okuldan eve dönen öğrencinin, sokaktan geçen vatandaşın hayatını da ilgilendirir.

Bir anlık öfke, bir tartışma, bir özenme, bir dikkatsizlik ya da kontrolsüz bir davranış… Geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Manisa’da yaşanan olayın ardından çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve velilerimizin yaşadığı korkuyu düşünün. Bir anne, çocuğunu okula gönderirken artık “Bugün dersleri nasıl geçecek?” diye düşünmek yerine “Başına bir şey gelir mi?” korkusuyla güne başlıyorsa burada hepimizin durup düşünmesi gerekir.

Bir öğretmen sınıfa girdiğinde yalnızca ders anlatmayı değil, öğrencilerinin güvenliğini de düşünmek zorunda kalıyorsa yine aynı soruyla karşı karşıyayız. Çocuklar okulda silah sesi değil, zil sesi duymalı. Okul yollarında korku değil, arkadaşlarının sesini işitmeli.

Silah konusunda toplumsal yaklaşımımızı yeniden sorgulamamız gerekiyor. Silah edinmenin, bulundurmanın, saklamanın ve özellikle çocukların erişebileceği ortamlarda tutulmasının çok ciddi sorumlulukları vardır. Bu nedenle silaha erişimin daha sıkı kurallarla denetlenmesi, ruhsatlandırma ve muhafaza süreçlerinin etkin biçimde uygulanması, çocukların silahlara ulaşmasını engelleyecek güvenlik tedbirlerinin güçlendirilmesi tartışılmalıdır. Çünkü mesele yalnızca “silah kimin?” sorusu değildir. Sorulması gereken asıl soru, o silah, yanlış kişinin eline nasıl geçti?

Önleyici tedbirler, ancak kötü bir olay yaşandıktan sonra değil, olay yaşanmadan önce alınmalıdır. Bugün Manisa’da yaşananları konuşuyoruz. Yarın başka bir şehirde aynı acıyı yaşamamak için bugünden düşünmek zorundayız. Çünkü konu sadece Manisa değil. Konu sadece bir okul değil. Konu sadece bir silah değil. Konu çocuklarımızın güvenliği.

Ve çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğunda, toplum olarak “Keşke” demek yerine “Neden daha önce önlem almadık?” sorusuyla karşılaşmamak için harekete geçmek zorundayız.

Çünkü hiçbir anne-baba, çocuğunu okula gönderirken aklından “Ya silah sesi duyarsa?” düşüncesini geçirmek zorunda kalmamalı.