Adana’da son günlerde temizlik üzerinden yürüyen tartışma, aslında çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor. Belediye başkanı görevden alındığında ya da görevini yapamaz hâle geldiğinde kentteki hizmetler de mi durmalı?
Bir tarafta, belediye başkanının görevde olmamasını hizmetlerde yaşanan aksaklıkların gerekçesi olarak gösterenler var. Diğer tarafta ise haklı olarak soruyorlar: “Biz vergimizi veriyoruz. Çevre temizlik vergimizi ödüyoruz. Peki, karşılığında neden temiz bir çevre göremiyoruz?”
Bu iki görüşten hangisi vatandaşın çöpünü ortadan kaldırıyor? Hangisi sokakları temizliyor? Hangisi kötü kokuların önüne geçiyor? Hiçbiri...
Çünkü tartışma büyürken sokaklar aynı sokak, kaldırımlar aynı kaldırımlar, çöp kutuları da aynı çöp kutuları olarak duruyor. Vatandaş ise siyasi tartışmaların ortasında, yaşadığı mahallenin temizlenmesini bekliyor.
Başkan görevden alınabilir, görevinden uzaklaştırılabilir ya da herhangi bir nedenle makamında bulunamayabilir. Peki, belediyenin temizlik işleri müdürlüğü de mi ortadan kalkıyor? Çöp toplama araçları da mı çalışamaz hâle geliyor? Sokakları süpüren personel de mi görevini yapamaz oluyor?
Elbette hayır!
Mevzuat çerçevesinde görevlendirilen başkan vekilleri ve ilgili yöneticiler, belediye hizmetlerinin devamlılığını sağlamakla yükümlüdür. Yönetimde değişiklik yaşanması, kent yaşamının durması anlamına gelmez.
Elbette yönetim değişikliklerinin idari, mali veya organizasyonel etkileri olabilir. Ancak bunların varlığı, hizmetlerin süresiz biçimde aksamasını normalleştirmek için gerekçe oluşturamaz.
Şimdi işin vatandaş tarafına bakalım.
Vatandaş sabah evinden çıkıyor, kaldırımda birikmiş çöplerle karşılaşıyor. Çöp konteynerleri dolmuş, çevreye kötü kokular yayılmış. Bazı noktalarda temizlik yetersizliği günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. O vatandaşın hangi siyasi görüşe sahip olduğunun ne önemi var? O kişi belediye başkanını destekliyor olabilir. Başkan vekilini destekliyor olabilir. İkisini de desteklemiyor olabilir. Ama ödediği vergi de, temiz bir çevrede yaşama beklentisi de siyasi tercihine göre değişmez. Çevre temizlik vergisi ve diğer belediye gelirleri, ilgili mevzuat çerçevesinde kamu hizmetlerinin finansmanına katkı sağlar. Vatandaş da ödediği vergilerin karşılığında yaşanabilir bir kent, düzenli temizlik ve sağlıklı bir çevre bekler.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: “Hizmet alamıyorsak vergi de vermeyelim” düşüncesi öfkeyle dile getirilse de vergiler kişisel kararla ödenmekten vazgeçilebilecek yükümlülükler değildir. Ancak vatandaşın hizmet talep etmesi, eleştirmesi ve hesap sorması en doğal hakkıdır.
Bir başka mesele de siyasi aidiyet.
Belediye başkanını seven, çalışmalarını destekleyen vatandaşlar olabilir. Bu son derece doğaldır. Ancak bir başkanı desteklemek, belediyedeki her aksaklığı savunmayı gerektirmez. Tam tersine, kentine değer veren bir insanın ilk beklentisi hizmetin devam etmesidir. Başkan görevde olsun ya da olmasın, sokakların temiz tutulmasını istemek kimseye karşı olmak anlamına gelmez.
Aynı şekilde, temizlik hizmetlerini eleştirmek de tek başına siyasi bir tavır değildir. Bazen bir çöp yığınının arkasında planlama sorunu vardır, bazen personel eksikliği, bazen araç yetersizliği, bazen de koordinasyon problemi bulunur. Önemli olan, sorunun nedenini belirlemek ve çözüm üretmektir.
Adana gibi büyük bir kentte temizlik, ertelenebilecek ya da siyasi koşullara bağlanabilecek bir hizmet değildir. Çöplerin zamanında toplanması, ortak kullanım alanlarının temiz tutulması ve çevre sağlığının korunması belediyeciliğin temel sorumlulukları arasındadır.
Elbette yaşanan her temizlik sorununu tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Sorunun hangi ilçede, hangi mahallede, ne kadar süredir ve hangi sebeple yaşandığı somut biçimde incelenmelidir. Ancak vatandaşın yaşadığı aksaklıklar da görmezden gelinmemeli...
Belediye başkanı görevden alınmış olabilir. Yerine başka bir yönetici görevlendirilmiş olabilir. Siyasi tartışmalar yaşanabilir, yönetimsel sorunlar ortaya çıkabilir.
Ama çöpün siyasi görüşü yoktur!
Kötü kokunun partisi yoktur!
Kirli bir sokağın kime oy verdiğini soramazsınız!
O şehri kim yönetirse yönetsin, belediye görevini yapsın. Sokaklar temizlensin, çöpler toplansın, çevre sağlığı korunsun.
Belediyecilik, yalnızca makamda oturmak ya da siyasi tartışmaların tarafı olmak değildir. Belediyecilik, vatandaşın gündelik hayatına dokunmak ve sorunlarına çözüm üretmektir.
Adana’nın ihtiyacı daha az mazeret, daha fazla hizmet...
Başkan değişebilir, yönetim değişebilir, siyasi dengeler değişebilir.
Ancak vatandaşın temiz bir kentte yaşama hakkı değişmez.