Biri kalkmış;
"Basın hürdür sansür edilemez" demiş.
Diğeri de;
"Gazetecinin haber almasının, haberi yorumlamasının, o haber hakkında eleştiri yapmasının önüne engel konulamaz" şerh'i koymuş.
Koymuş da ne olmuş?
-Fıııııııs.
Bunun böyle olmasının en "doğru hüküm" olacağını istemiş de ne değişmiş?
-Fasarya.
Peki "iki görüşü" birleştirdiğiniz de yol nereye çıkmış?
-Fasarya'ya ve fıs'a.
Şu sarih gerçeğin bilinmesini isterim;
-Gazetecilik suç değildir, asla olmamıştır, katta olmayacaktır.
Hâk Terazisi'nin dengelerini hakkaniyet ölçülerinde tutan, belgelere dayalı araştırmalar yaptıktan sonra yazan gazetecinin tek amacı var,
O da;
"Olgunlaştırdığı haberi" kamuoyuna duyurmak.
O kadar.
-Gayrısı yok.
-Kaygısı yok.
-Art niyet yok.
Yaranma, yamalanma, nemalanma durumu da "yok oğlu yok".
-Mesleğini bu anlayışla yapan, doğru bildiği yoldan şaşmayan, "adam gibi" yazan, "adam gibi" haber yapan, ekmeğini bu asil meslekten kazanan gazetecileri "yolunmuş kaza" döndürme arzusu neyin nesidir yahu.
-İçerideki gazeteciler dışarıdakilerden daha fazla yahu.
-Bu "ucubelik" kimin hoşuna gider de yapar yahu.
-İnsaf yahu.
-İzan yahu.
-Mizan yahu.
-Ayıptır yahu.
-Günahtır yahu.
-Huuuuu yahu.
-Hüüüüüü yahu.
-Gazetecilik suç değildir, olamaz yahu.
-Bilmem anlatabildim mi yahu.