"Emekliyim. Ne olacak halim? Nereye varacak ahvalim?"

-Olsa, dükkân senin.

"Yetişemiyorum."

-Olsa, dükkân senin.

"Kendime mahcup olmaktan vazgeçtim, Çorum’a, çocuğuma, torunlarıma karşı mahcup olmaktan yoruldum, gına geldim."

-Olsa, dükkân senin.

"Bankalara borcum çok."

-Olsa, dükkân senin.

"İkinci iş yapmam da yasak. Gizli gizli çalışmaya çalışıyorum."

-Olsa, dükkân senin.

"Kasaba, manava, bakkala borç yazdırma kredimi bitirdim."

-Olsa, dükkân senin.

"Kafayı sıyıracağım."

-Olsa, dükkân senin.

"Hak?"

-Olsa dükkân senin.

"Vicdan?"

-Olsa, dükkân senin.

"Hüküm?"

-Olsa, dükkân senin.

"İzan?"

-Olsa, dükkân senin.

"Merhamet?"

-Olsa, dükkân senin.

"Terazi?"

-Olsa, dükkân senin.

"Nasıl yaşayacağım?

-Olsa, dükkân senin.

"Emeklilere karşı hiç mi sorumluluğunuz yok? Sorumluluğunuzu "sorumluluk bilici" ile yerine getirmeyi düşünüyor musunuz?

-Olsa, dükkân sadece senin değil, hepinizin!!!!

****

"Emekli, Ocak ayında ne kadar zam alacak?" Sorusu semalara varmış.

Bilen - bilmeyen ahkâm kesiyor, rakam veriyor.

Yalandan vergi alınmıyor ya nasılsa;

-Atan atanaaaaaaaaaaa, tutan tutana. Tutturamayan da tutturamayana!!!!

"Bu işin hâl ve gidişi hangi yöne evrilir?" Derseniz;

-Bilsem, dükkân sizin!