Yüreğir. Adana’nın hep üvey evladı kaldı.

Yazın tozu bitmez, kışın çamuru eksik olmaz.

Kronik sorunları vardır Yüreğir'in.

Yıllardır hasır altı edilen, görmezden gelinen derin dertleri vardır. Sokaklarında keskin bir yoksulluk, insanının gözlerinde ise tükenmeyen bir umut vardır.

31 Mart 2024 yerel seçimleri yapıldı.

Sandıktan CHP'li Ali Demirçalı çıktı. "Tamam" dedi Yüreğirliler, "Belki bu sefer yüzümüz güler, belki makus talihimiz değişir."

Ama ne oldu?

Seçimin ertesi günü başlayan siyasi tartışmalar, sonu gelmeyen krizler...

Hizmet bekleyen Yüreğir halkı, sadece şikayet etti, sadece dert yandı.

Sokaktaki çöp dağ gibi büyürken, yollar köstebek yuvasına dönerken, onlar sadece koltuk kavgasına düştü.

İnanamayacaksınız ama Ali Demirçalı’nın kankası yapay zekâ oldu. Demirçalı oradan oy devşirebileceğini düşünerek yapay zekada bir aklı evvelin yazdıklarını sosyal medyada paylaşınca Yüreğirli’nin hiç derdi yokmuş gibi yapay zekaya laf yetiştirdi durdu.

Ama en acısı, en vicdan kanatanı neydi biliyor musunuz?

Büyük bir işçi kıyımı yapıldı.

Yüreğir Belediyesi’nde sadece alın teriyle çalışan, çoluğuna çocuğuna helal lokma götürmekten başka derdi olmayan yüzlerce emekçi, üç ay içinde acımasızca kapının önüne kondu.

Yüzlerce emekçi, binlerce aile…

Hem de SMS ile…

Düşünebiliyor musunuz; Bir sabah uyanıyorsunuz, SGK'dan telefonunuza gelen buz gibi bir SMS ile işsiz kaldığınızı öğreniyorsunuz. İnsaf yahu!

Sonra devran döndü.

Aylarca süren mahkeme süreçleri, hukuk mücadeleleri derken...

AK Parti adayı Tarık Özünal, mahkeme kararıyla Yüreğir Belediye Başkan Vekili olarak o makam koltuğuna oturdu.

Koltuğa geçer geçmez de "Makamlar geçici, millete hizmet ise kalıcıdır" diyerek niyetini belli etti.

Peki, bir gazeteci gözüyle soralım: Tarık Özünal'ın omuzlarına binen ilk görev, üzerine düşen ilk iş neydi?

Beton dökmek mi? Kaldırım taşı yenilemek mi?

Hayır.

Önce insan kalbini onarmak!

Tarık Özünal ortaya bir irade koymalı ve; "Daha önce Yüreğir Belediyesi'nde çalışmış, adı arsızlığa karışmamış, yolsuzluğa bulaşmamış, hırsızlık yapmamış, hiçbir yasa dışı işin kıyısından bile geçmemiş o emekçilerimiz... Haksız yere ekmeğinden edilen kardeşlerimiz, isterseniz yeniden belediyeye dönün!" diye bir çağrı yapmalı.

İşte devlet adamlığı budur.

Bir belediye başkanının yapacağı en büyük proje, evine ekmek götüremeyen bir babanın boynunu bükük bırakmamaktır.

Bu adım, sıradan bir işe alım kararı olmayacaktır.

Bunun adı tam olarak "vefa"dır.

Vefa, öyle sadece İstanbul'da bir semt adı değildir. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en sevilen, milletin gönlünde taht kurmasını sağlayan en belirgin özelliğidir.

Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişmemektir.

Emeğin, alın terinin hakkını, ucuz siyasi hesaplara kurban etmemektir.

Yüreğir'in yıllanmış çamuru elbet bir gün sıcak asfaltla kapanır.

Biriken çöpü iki süpürgeyle temizlenir.

Ama kırılan umutlar, ekmeğiyle oynanan hayatlar ancak böyle vefalı, böyle vicdanlı dokunuşlarla onarılır.

Şimdi Tarık Özünal'ın omuzlarında dağ gibi bir yük var.

Yüreğir halkı artık şikâyet değil, hizmet bekliyor.

Başkan, işe en doğru yerden, vicdan durağından başlamalıdır.