Son yapılan 2026 üniversite tercihlerinde şampiyonların tercihleri ağırlıklı olarak Tıp Fakültesi oldu. Endüstri Mühendisliği tercihi de var Ekonomi tercih eden de... Ancak genel olarak her yıl olduğu gibi Tıp Fakültesini tercih edenlerin ağırlıklı olduğu görülüyor. Bir ülkede üniversite sınavında derece yapan öğrencilerin ilk tercihi hâlâ büyük oranda Tıp Fakültesi ise burada biraz durup düşünmek gerekiyor.
Acaba gençler gerçekten doktor olmayı mı hayal ediyor, yoksa toplumun yıllardır oluşturduğu meslek algısının peşinden mi gidiyor?
Yıllardır değişmeyen bir anlayış var... İyi bir lise, yüksek bir sınav puanı, ardından Tıp Fakültesi… Sanki başarılı bir öğrencinin ulaşabileceği en önemli hedef doktor olmakmış gibi
Peki, neden?
Elbette hekimlik son derece saygın, kutsal ve önemli bir meslek. İnsan hayatına dokunmak, hastalara şifa olmak, toplum sağlığı için emek vermek büyük bir sorumluluk. Ancak mesele doktorluğun değerini tartışmak değil. Mesele, başarılı gençlerin neden diğer meslekleri aynı ölçüde cazip görmediğini sorgulamak.
Bir ülkede mühendisliğin, temel bilimlerin, matematiğin, fiziğin, kimyanın, yazılımın, tarım teknolojilerinin, mimarlığın ve bilimsel araştırmaların da en az tıp kadar güçlü bir gelecek vadetmesi gerekmez mi? Üniversite birincisi olmuş bir gencin ilk tercihini Tıp Fakültesinden yana kullanması elbette kendi kararıdır. Ancak binlerce başarılı öğrencinin benzer tercihlerde bulunması, bireysel kararların ötesinde toplumsal bir meseleyi gündeme getiriyor.
Belki de gençler garanti bir meslek, ekonomik güvence, toplumsal saygınlık ve iş bulma kaygısıyla hareket ediyor. Belki de aileler çocuklarının geleceğini güvence altına almak için onları doktor olmaya yönlendiriyor.
Ama bir ülkenin geleceği yalnızca doktor yetiştirerek inşa edilebilir mi?
Ülkemizde teknoloji üreten mühendislerimiz, yeni ilaçlar geliştiren bilim insanlarımız, tarımda verimliliği artıran araştırmacılarımız, sanayide yeniliklere imza atan gençlerimiz, uzay ve yapay zekâ alanında çalışan uzmanlarımız da olmalı.
Üstelik bu mesleklerin hiçbirisi doktorluktan daha az değerli değil.
Artık gençlerimizin yeteneklerine ve hayallerine göre meslek seçebilecekleri bir ortam oluşturabilmemiz gerekiyor. Bir çocuk matematiğe tutkuyla bağlıysa matematikçi olmayı, teknolojiye meraklıysa mühendisliği, araştırmayı seviyorsa bilim insanı olmayı büyük bir hedef olarak görebilmeli.
Başarı yalnızca beyaz önlük giymekle ölçülmemeli.
Belki de artık ailelerin çocuklarına sürekli "Doktor olacak mısın?" diye sormak yerine "Ne yapmak istiyorsun, hangi alanda kendini geliştirmek istiyorsun?" diye sormasının zamanı gelmiştir.
Çünkü güçlü ülkeler yalnızca iyi doktorlarla değil; iyi mühendislerle, iyi öğretmenlerle, iyi bilim insanlarıyla, iyi ziraatçılarla ve üreten gençlerle yükselir.
Burada mesele Tıp Fakültesinin tercih edilmesi değil. Mesele, diğer mesleklerin de gençlerin gözünde aynı derecede değerli ve gelecek vadeden seçenekler hâline gelememesi.
Bir ülkenin en parlak gençleri yalnızca aynı kapıya yöneliyorsa, belki de artık o kapının neden bu kadar cazip olduğunu değil, diğer kapıların neden yeterince açılmadığını konuşmalıyız.
Çünkü Türkiye'nin yalnızca iyi doktorlara değil, her alanda düşünen, üreten, araştıran ve geleceği inşa eden gençlere ihtiyacı var.