Adana’da toplu ulaşım ücretleri yeniden gündemde. Özel halk otobüsleri ve dolmuş ücretlerinin 70 TL’ye yükselmesiyle birlikte vatandaşın cebinden çıkacak para da arttı. Ancak Adana’nın ulaşım meselesini yalnızca zam üzerinden değerlendirmek, asıl sorunu gözden kaçırmak olur.

Çünkü Adana’da vatandaşın yıllardır yaşadığı bir başka problem daha var: Kısa mesafe ile uzun mesafenin aynı ücrete tabi olması.

İşte tartışılması gereken asıl konu tam da burada başlıyor.

Elbette ulaşım sektörünün kendine göre maliyetleri var. Akaryakıt fiyatları, araç bakım giderleri, yedek parça, personel ücretleri ve diğer işletme masrafları görmezden gelinemez. Ancak vatandaşın alım gücü de görmezden gelinemez. Bir tarafta artan maliyetlerle mücadele eden esnaf, diğer tarafta her gün işe, okula, hastaneye gitmek için toplu taşımayı kullanmak zorunda olan vatandaş var.

Peki, bu iki tarafın da mağduriyetini azaltacak bir sistem üzerinde neden daha fazla durulmuyor?

Adana’da toplu ulaşımda mesafe meselesi ciddi biçimde ele alınmalı.

Örneğin 100. Yıl’dan araca binen bir vatandaş Baraj yoluna da gitse çarşı merkeze de gitse otogara da gitse aynı ücreti ödeyecek. Yani Adana’da toplu taşıma kullanan vatandaşlar kısa bir mesafede inecek olsa uzun mesafe yolculuk yapan vatandaşla aynı ücreti ödemek durumunda kalabiliyor.

Vatandaşın itirazı da tam olarak buna.

Kısa bir mesafe için araca binen insan neden uzun mesafe yolculuk yapan kişiyle aynı ücreti ödesin?

Bir durak, birkaç durak ya da daha uzun bir güzergâh… Aradaki mesafe değişiyor ama ödenen ücret değişmiyorsa burada adalet duygusunu zedeleyen bir durum ortaya çıkıyor.

Üstelik bu durum yalnızca bir kez yolculuk yapan vatandaşı ilgilendirmiyor. Gün içinde birden fazla kez toplu taşıma kullanmak zorunda kalan çalışanı, öğrenciyi, emekliyi ve dar gelirli aileleri doğrudan etkiliyor.

Mesele Yalnızca Zam Değil, Adalet Meselesi!

Burada yanlış anlaşılmasın. Mesele, toplu taşıma esnafını karşı karşıya getirmek değil. Esnafın da emeği, gideri ve geçim mücadelesi var. Ancak vatandaşın da her geçen gün ağırlaşan ekonomik şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalıştığı unutulmamalı.

Ulaşım ücretleri belirlenirken yalnızca maliyet artışlarına odaklanmak yeterli değil. Aynı zamanda vatandaşın hangi mesafeyi katettiği, kaç durak yolculuk yaptığı ve günlük ulaşım giderinin bütçesine ne kadar yük getirdiği de hesaba katılmalı.

Zam yapmak kadar, ücretlendirme sistemini adil hale getirmek de önemlidir.

Adana’da kısa mesafe yolculukları için daha uygun bir ücret tarifesi oluşturulması, uzun mesafelerde ise kat edilen güzergâhın dikkate alınması değerlendirilebilir. Bunun için teknik altyapı, işletme maliyetleri ve uygulamanın sürdürülebilirliği birlikte ele alınmalı.

Böyle bir sistem hem vatandaşın kısa mesafelerde gereğinden fazla ücret ödediği yönündeki şikâyetlerini azaltabilir hem de toplu ulaşımda daha hakkaniyetli bir yaklaşımın önünü açabilir.

Bir vatandaşın yalnızca birkaç durak gitmek için yüksek bir ücret ödemesiyle kentin bir ucundan diğer ucuna yolculuk yapan kişinin aynı ücreti ödemesi arasındaki fark tartışılmalı. Burada amaç, herkesi daha fazla ücret ödemeye zorlamak değil; mümkün olduğunca mesafeye ve hizmet maliyetlerine dayalı, anlaşılır ve adil bir sistem kurmak olmalı.

Adana’da vatandaş artık yalnızca ücretlerin ne kadar arttığını değil, ödediği ücretin hangi ölçüte göre belirlendiğini de bilmek istiyor.

Kısa mesafeye kısa mesafe ücreti, uzun mesafeye ise buna uygun bir ücretlendirme yapılması beklentisi dikkate alınmalı. Elbette bunun uygulanabilirliği, maliyetleri ve teknik koşulları uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir.