Sultan Ahmet’te o arabaları gören biri daha vardı, yüreği yanan bir vatan evladı daha; Muallim Cevdet… Bu adam sadece bir öğretmen bir kütüphaneci değil, o gün kaybolan hafızanın son bekçisiydi. Gördükleri karşısında çılgına döndü. Durdurmak istedi, gücü yetmedi. Hemen kaleme sarıldı. Hedefinde dönemin Başbakanı İsmet İnönü vardı. Muallim Cevdet, bürokrasiye, gaflete, eski harf bahanesine sığınanlara adeta kükrüyordu.

“Paşam, askeri tarihimiz yazılmamıştır ama vesikaları oradadır. Maliye tarihimiz yazılmamıştır, vesikaları oradadır. Mimarimiz, sanatımız, ticaretimiz yazılmamıştır ama belgeleri o sandıkların içindedir. Bizi düşmanlarımıza ipucu verecek bu hareketten kurtarınız. Bulgaristan’a okkası 3 kuruş 10 paraya verdiğiniz bu tarihi, 10 kuruşa alacak binlerce Türk evladı vardır.”

***

Muallim Cevdet bu mektubu, İstanbul Milletvekili Ethem Erdem’in cebine zorla sıkıştırıyor, “Paşaya ulaştır, yalvarırım!” Bu bir çığlıktı.

Bir gün sonra satış durduruldu haberi geldi. Ama o satış durduruluncaya kadar, 200 balya evrak satılıp gitmişti. Muallim Cevdet, bu sefer yılmadan bunların iadesi için çalışmalara başladı. Ancak 2 yıl sonra aralarından süzüle süzüle 51 balyası geri gelebildi.

Bizim hurda deyip 3 kuruşa sattığımız o kâğıtları, Bulgarlar hamur yapmadı. Onları baş tacı ettiler. Milli kütüphanelerine koydular. Çünkü Bulgaristan Devletinin eskiye ait arşiv belgeleri yoktu. Osmanlı’ya bağlı bir eyalet olduğu için, bütün evrak devletin merkezindeki arşivindeydi. Geçmiş tarihlerini öğrenmede bu evraklar onlar için hayati önem taşıyordu.

Daha acısı ne biliyor musunuz? Bulgarlar o evrakın içinden Vatikan’la ilgili olanları ayırıp, Papa’ya sattılar. Bizim hurda fiyatına verdiğimiz belgeleri, onlar 40 Milyon Leva’ya Vatikan’a sattılar. Papalık acaba Osmanlı’nın tarihi nasıl diye merak etmiyor, kendileriyle ilgili Osmanlı evrakında neler var buna iniyorlardı. Vatikan abad oldu. Bu arşivlerin satışında acaba Vatikan’a satılsın diye mi, Türkiye’de bunu dolanmaçlı yollardan Bulgaristan’dan sektirip Papalığa gönderdik.

Öyleyse çok çok yazık!

Orhan Gazi’nin İznik’teki ilk Vakfiyesi, Fatih Sultan Mehmed dönemi, Molla Güllani’nin ders notları hepsi o vagonlarla gitti. Bugün Kanuni dönemindeki falancanın doğum tarihi bilinmiyor diyorsak, sebebi işte o vagonlardır. Bugün kendi tarihimizi araştırmak için Sofya’ya gitmek zorunda kalıyorsak, sebebi o 3 kuruşluk gaflettir.

***

Tarihçiler ve aydınlar böyle bir olay ortaya çıkınca, bu konuya artık devlet ilgililerinin dikkatini çekmeye başarmışlardı. Elde kalan belgelerin hiç olmazsa bir düzene sokulması talebi basında açık açık dillendiriliyordu. Muallim Cevdet büyük bir azim ve sebatla sağlığı müsait olmadığı halde ve medeni cesaretle yaptığı bu teşebbüsler sonucu hükümet 1931’de bu cinayet işlendikten sonra, 1932 senesinde Resmi ve Tarihi Evrak Tavsif Heyeti’ni kurdu. Kamuoyunun da tepkisini biraz olsun azaltmak için bu heyetin başkanlığına da Muallim Cevdet’i tayin etti.

Hükümetin başındaki ismet İnönü’ye mektup yazacak kadar yürekli olan Muallim Cevdet, memleketi ve milleti için gösterdiği gayrete ne kadar teşekkür etsek azdır. Eğer bugün Osmanlı’ya ait elimizde bazı arşiv belgeleri varsa, bunu Muallim Cevdet’e borçluyuz.