Evet! Gerçekten bu güzel, zengin, gözde, tarihî ülkemiz neden bu duruma geldi?
Elbette, herkes kendine göre bir takım nedenler bulabilir ve ileri sürebilir. Bu ileri sürülenler, içinde bulunduğumuz ağır şartları açıklamaya yeter mi işte orası belli değil. Kim nasıl, ne açıklarsa açıklasın, kim neresinden tutarsa tutsun, ülke ve toplum olarak çok ağır ve zor şartlar altında bulunduğumuz gerçeği değişmez. Peki, bu çok ağır ve zor şarlar nedir diye sorulsa işte esas ağır ve zor olan da budur. Çünkü bu sorunun cevabı çok kahredici. Neden derseniz söyleyelim: Ülkemizde her konu çok zor ve ağır duruma geldi. Hangi konuyu ele alsak maalesef üzüntü, kahır, zorluk ve bunalım. Dışişlerinden başlayalım örneğin. Sadece bir konu bile dış işlerimizde ne kadar zorluk içinde olduğumuzu açık bir biçimde gösteriyor. Nedir o? Mekke adı verilen bir Anlaşma yapıyoruz ve aylar geçmesine rağmen ne olduğunu öğrenemiyoruz. Bu ne demek? Bu Anlaşma'nın bize dayatılan bir Anlaşma olduğunu göstermiyor mu? Bu nasıl olabilir? Ülkemizde ekonomiyi ele alsak galiba konuşmaktan, yazmaktan, kahrolmaktan, dağ gibi dertlenmekten başka bir söz duyabilir miyiz? Hem de ülkemiz ekonomisinin istisnasız bütün unsurları için aynı şeyi söyleyebiliriz. Hıııı! Yolsuzluk, talan, vurgun, soygun yapan bir avuç hırsız dışındaki bütün toplum için söz ediyorum elbette. Gerçi bu bir avuç dediğimiz hırsız sayısı ciddi bir artış eğilimi de göstermiyor değil hani. Balık, baş ve koku ilişkisi önemli bir deyişimizdir. Geçtik ekonomiyi, biraz ülkemiz particiliğinden söz edelim. Bu konuda sadece bir soru sormak yeter gibi geliyor. Soru şu: Ülkemizde partilere ve partililere güven oranı nedir? Anketler, yüzde birleri gösteriyor. Güya bu partiler ve partililer de ülkeyi yönetiyor veya yönetmeye talip. Alın zor ve ağır şartlardan biri. Eğitimi, sağlığı ele alsak ne görürüz? Yine kahır, yine üzüntü ve yine zorluk. Bir farklı konuya daha değinelim. Tarih boyunca insanların sığınağı olarak kabul edilen din, inanç konusunu ele alalım. Din konusunda Türk tarihinde bu kadar büyük bir bunalım, soğuma, kafa karışıklığı hiç yaşanmadı. Ülkeyi yönetenler dâhil Din konusunun bu kadar çok anlatıldığı bir dönemde dine bakışın bu duruma gelmesi de ülkemiz ve insanımız açısından zor ve ağır şartlarda olduğumuzun göstergesi desek olmaz mı?
Özetle Ülkemizde her konu gerçek bir zorluk içinde ve içinden de çıkılmaz bir durumda. Çok açık konuşalım. Tek adam rejimi ülkemiz ve insanımız adına işte bugünkü zor ve ağır şartlara neden oldu. Çünkü herkes bir kişinin ağzına bakıyor ve dolayısıyla kimse elini taşın altına sokmak istemiyor. Peki, çare nedir derseniz? Aslında çareyi de son sözlerimde söylemiş oluyorum da, benim esas değinmek istediğim şudur: Tarihin en hareketli ve en eski bir Milleti olan Türk Milleti, bu tür zor ve ağır şartları daha önceleri de gördü ve hepsini atlatarak bugün koca bir Türk Dünyası'na kavuştu. Bu nedenle bu günleri de atlatacağımıza olan inancımızı koruyarak ümitsizliği üzerimizden, kafamızdan ve çevremizden atmalıyız, atacağız. Çözüm de budur. Yani, inanmak ve yapmak.