Bu yıl 24 Temmuz tarihinden beri 3 ayrı Dernek'te aynı konuyu konuştum. Nedir o konu? 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın yıl dönümü olduğu için bu konuyu anlatmam istendi. İşte konu bu: Yani Lozan Antlaşması! Peki, 103 yıl önce olmuş bir işin tekrar birçok Dernek tarafından anlatılmasını talep etmek doğru mu diye sorarsanız, derim ki hem de çok doğru. Neden? Çünkü birileri çok ilginç bir biçimde toplumu uzun bir zamandan beri yalan ve fesat üzerine yönlendirmeye çalışıyor. Her üç konuşmamda da üzerinde durduğum bir kaç noktayı burada aktarmak istiyorum. Elbette biliyorum, ülkemin içinde bulunduğu şartlar, çok ağır ve içinden çıkılması zor şartlar. Hele bir de bir fon konusu var ki, hangi ülke olursa olsun, yetkililerin আসলে alabora olması gerekir, ama maalesef bizde olmuyor. Neyse... Biz konumuza dönelim. Lozan Antlaşması, görüşmelerin sürdüğü 8-9 aylık dönemde Milli Mücadele'yi veren kadrolar tarafından çok tartışıldı, eksikler, yanlışlar söylendi. Bu eleştirilere yanıtlar verildi. Sonuç itibariyle bugünkü biçimi Meclis'te 213 kabul ve 14 ret ile onaylandı. Peki, tartışanlar, eksikleri, yanlışları söyleyenler kimlerdi dersiniz. Milli Mücadele'yi veren kadrolar. Yani, Kuvva-i Milliyeciler'in kendi aralarında yaptıkları son derece yapıcı ve olumlu eleştiriler ve bu eleştirilere verilen yanıtlarla Antlaşma onaylandı. Bu oylamadan sonra da Cumhuriyet’in kurulması aşamasına geçildi. Ne var bunda? Hayır! Bir süre sonra İngiltere'nin intikam almak için Anadolu Türklüğü üzerine saldığı fesli gibi adamlar başladılar Lozan ile uğraşmaya. Peki, o kişilere işte tam da bu noktada bir soru soruyorum. Sizin Lozan ile ilgili ne gibi bir hakkınız var? Örneğin; Milli Mücadele'yi destekliyor musunuz? Milli Mücadele hakkında olumlu bir düşünceniz var mı? Bunların yanıtını alalım desek ne derler? Şimdi ikinci soruya geçelim? Lozan Antlaşması, eksiğiyle, artısıyla Sevr'i yırtmak için verilen mücadelenin sonunda yapıldı. Yani, Lozan Antlaşması yapılmasa idi Sevr uygulanacaktı. Şimdi siz Lozan, hezimettir derken Sevr'i mi istiyorsunuz? Bu sorunun yanıtı ne olacak? Lozan Antlaşması’nın karşılığı Sevr olduğuna göre ve onlar da Lozan Antlaşması’nı istemediğine göre, demek ki Sevr'i istiyorlar. Zaten, keşke Yunan kazansaydı demek bu demek değil midir?

İnanın meselem bir meczupu muhatap almak değil, onun kimliğini zaten yukarıda belirttim. Meselem bu meczup gibilerin yönlendirmesine engel olmak.