Gerçekten insanlar nereye kadar susabilir çok merak ediyorum. Bunu ne için söylüyorum anlatayım. Ülkemizde Ekim ayı içerisinde çok sayıda ilde Baro seçimleri oldu. Adana'da beklenen oldu ve çok açık bir farkla Av. Volkan Böke güçlü listesiyle yönetime devam ediyor. Ankara'da Milliyetçi Avukatlar Grubu büyük bir sıçrama ile oyunu çok yükseltip bir sonraki seçimde kazanabileceği mesajını verdi. İzmir Baro seçimlerinde hiç beklenmeyen yaşandı. Kendilerine Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu diyen Avukatlar seçimi kazandı. İzmir'de bu beklenmeyen sonuç Türkiye'de ses getirdi. Öyle anlaşılıyor ki, İzmir Barosu'nda önceki yönetimin Milli Bayramlarda kulağının üstüne yatan, Milli hassasiyeti askıya almış, ülkenin üniter yapısının tartışılmasını çok umursamayan bir görüntüsü vardı. Çünkü kazanan Cumhuriyetçi Avukatların eleştirileri bu yönde idi. Bu durumda İzmir'de Baro seçimlerini, Cumhuriyetimizin temel değerlerine sahip çıkan Avukatların kazanması elbette ses getirecekti ve de getirdi.
Bütün bunların yanında hiç kuşkusuz İstanbul Baro seçimleri oldukça önem kazanmış idi. Bütün ülkede ilgilenenlerin dikkati bu seçime çevrilmişti. Çünkü diğer birçok Baro seçimlerinde Cumhuriyetimizin kuruluş ilke ve felsefesi, kurucu irade ve Anayasa'nın Milli duyarlılığı destekleyen maddelerinin değişmemesi konusunda bir dip dalgası oluşmuştu. Bu konuda İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu milli duyarlılığı en aza indirmiş ve hatta kafasından tamamen silip atmış yapıda idi. Bu nedenle ülkenin böyle bir döneminde seçimi ve Başkanlığı mutlaka kaybetmesi gerekiyordu ve öyle de oldu. Anayasa'nın ilk dört maddesinin değişmeyeceğinin, üniter (tekil) yapının korunacağının mücadelesini vereceklerini seçim konuşmasında açıkça söyleyen Av. Ümit Kocasakal seçimi açık farkla kazandı. Bu sonuç ülkede gerçekten büyük bir etki yarattı.
Çünkü özellikle bir süreden beri sanki meydan boş, cumhuriyetin kuruluş ilke ve felsefesi ile kurucu irade sahipsiz, Milli Devlet anlayışımız kaybolmuş gibi isteyen istediği sözleri söylüyor ve hatta bu Cumhuriyeti kuran Türk Milleti'ni yok sayan sözlerle karşılaşıyorduk. Baro seçimlerinde Avukatlar bu gidişatta çok büyük rol oynadılar ve ülkenin sahipsiz olmadığını çok yüksek sesle bağırdılar ve meydanın boş olmadığını ilan ettiler.
Aslında keşke Avukatlar, sadece meslekleri ile ilgilenip, mesleklerinin gelişmesine yönelik seçim çalışması yapsa idiler. Elbette gönül böyle ister ama gel gör ki, ülkenin bugün içinde bulunduğu durum maalesef buna bırakmıyor. Hukukun böylesine içler acısı bir duruma düştüğü bu dönemde yargıda savunmanın temsilcisi olan Avukatların seyirci kalması beklenemez idi. Bir diğer konu, Avukatlar da bu ülkenin imkânları ile yetişmiş birer Türk aydınıdırlar. Dolayısıyla her Türk aydınının yapması gerektiği gibi ülkenin nimetlerinden yararlanırken, zorluklarını yenme mücadelesini verme zorunluluğu ve yükümlülüğü altındadırlar.
İşte Avukatlar, büyük oranda bu zorunluluk ve yükümlülük görevi ile davranmış ve gerekeni yapmıştır. Öyle, konuşmasından dolayı bir Avukat hakkında soruşturma açmakla filan bu işler çözülemez. Aksine insanlar daha da konuşur duruma gelir. Çünkü böylesine büyük bir toplumu nereye kadar susturabilirsiniz?