Ülkemizde yaklaşık bir aydır en baskın konu elbette fon soygunu, yolsuzluğu ve hırsızlığıdır. Bu öyle bir konu ki, zaten konuşulmaması, yazılmaması mümkün değildir. Bu konuda kimse kimseyi susturamaz. Çünkü insanlar sussa, tarih konuşur. Bu nedenle bugün bu hırsızlıktan daha farklı bir konuya değineceğiz ki, bu konu gerçekten oldukça önemli ve tarihi derinliği çok büyük bir konudur. Nedir o? Türkiye-Azerbaycan kardeşliği. Son günlerde gerek ülkemizdeki bazı çevrelerde ve gerekse Azerbaycan'da bazı çevrelerde karşılıklı laf atışlarını gözlemliyoruz. Son derece yakışıksız bu durum derhal durmalı ve engellenmelidir. İki kardeşin birbiri ile böyle ufak-tefek olaylar içerisinde olması kişisel olarak hoşgörülebilir ama Devletler arası ilişkilerde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki küçük olaylar hoş görülemez ve görülmemelidir. Bu iki ülke ilişkisi öyle sıradan bir ilişki değildir. Kardeşlik kelimesi bile az gelecek bir ilişkidir. Kelimenin tam anlamıyla kurumsal anlamda iki devlet ama, tartışmasız, tereddütsüz tek millettir. Bir insanın oturduğu evindeki komşuları ile zaman zaman yaşadığı istenmeyen bir durum ne ise bu iki Devlet arasındaki de odur. Durum böyle olunca ne Azerbaycan Türk'ü, Türkiye Türk'üne, ne de Türkiye Türk'ü, Azerbaycan Türk'üne ev komşusundan daha farklı bakabilir. Aslında elbette sözünü ettiğim bu iki Devlet arasındaki ilişki bütün diğer Türk Devletleri için de geçerlidir. Ama bugün konumuz Türkiye ve Azerbaycan ilişkileridir. Sözü daha fazla uzatmadan Türk Ocakları Genel Merkezi'nin bu konu ile ilgili son derece güzel hazırlanmış bildirisini yazıma alıyorum:

"TÜRKİYE VE AZERBAYCAN ARASINDAKİ KARDEŞLİK KALICIDIR.

Son dönemlerde, kötü niyetli bazı çevrelerin kışkırtmalarıyla Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini bozmaya yönelik çabalara şahit olmaktayız. Bilinsin ki, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, salt çıkarlara dayalı ilişkilerin çok ötesinde, binlerce yıllık ortak tarih ve kültüre dayanmaktadır. Büyük Türk Milleti'nin mensupları olarak "İki Devlet, Bir Millet" şiarıyla güçlü kardeşlik bağları ile bağlı olan devletlerimiz, birbirlerinin iç işlerine karışmama ilkesine uyarak sağlam temeller üzerine kurulu işbirliklerini daha ileri seviyeye taşıyacaklardır.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlikten rahatsız olan çevrelerin tuzaklarına karşı son derece dikkatli ve uyanık olmalıyız.

Türk Ocakları olarak her iki devletin yetkililerini, her iki ülkedeki sivil toplum kuruluşlarını ve basın yayın organlarını, kardeşlik bağlarımızı zedeleyecek söylem ve eylemlerden kaçınmaya, Türk Dünyası'nı güçlendirme çabası doğrultusunda çalışmaya çağırıyoruz."

Bu konuda daha ne söylenebilir?