Adana’da sokaklar canlı, caddeler hareketli... Çarşı pazar gezerseniz neşe dolu bir şehir görürsünüz ancak akşam olup evlerin kapısı kapanınca, geride kalan manzaraya bakmak lazım. Komşuluk hatırları unutuluyor yavaş yavaş. Önce herkesin kendi odası olması düşüncesiyle başladı aileyi ayırma. Sonra çekirdek ailenin rahatlığından dem vurdu birileri. Akıllı telefonlarsa aynı odada olsalar dahi fersah fersah uzaklaştırdı ailedeki insanları birbirine. Bireyselleşme rüzgârı esiyor dünyanın üzerinde. Bundan elbette Türkiye’de Adana’da nasibini alıyor. Kopup giden manevi değerlerimiz, kaybolan birlik ve beraberlik duygumuz... İşte bu manevi erozyon, geleceğimiz için en büyük tehlikedir.
Sivil Toplum El Ele Verdi
İşte bu eksiklikleri ruhunda hisseden insanlar pazar günü Seyhan’daki Kıvanç Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin salonunda muhteşem bir programda bir araya geldiler. Yaklaşık 80 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Adana Büyük Aile Platformu (ABAP) çok anlamlı bir işe imza attı. Programla ilgili düşüncelerimize geçmeden önce Adana Büyük Aile Platformu ile ilgili birkaç kelam edelim.
ABAP, kurulduğu günden bu yana İstanbul ve çevre illerle kurduğu güçlü bağlarla; aile yapısını, gençliği ve manevi değerleri korumak için gece gündüz çalışan dev bir sivil toplum birlikteliği. Siyasi olarak farklı düşüncelerde ancak meselenin özü Türkiye olunca, milletimiz olunca ortak paydada buluşan yüreği dertli insanlar topluluğu ABAP.
İşte bu platform, Genel Sekreter Halit Yasir Özoğul’un moderatörlüğünde “Güçlü Aile, Güçlü Toplum” panelini düzenledi. Hayrat Vakfı’ndan Mustafa Topöz, Ülfet Derneği’nden Gazi Kılıçparlar, Cumhuriyet Kadınları Derneği’nden Av. Hatice Nesrin Kılıçay ve Alfabe Derneği’nden Hatice Şebnem Diktürk kürsüdeydi. Konuşmacılar; aile hayatında maneviyatı, çocukların dijital dünyadaki tehlikelerini, LGBT propagandasını ve toplumsal yozlaşmayı tek tek anlattılar.
Emeği geçen, destek veren herkesi tebrik ediyor ve hepsine, katılımcılara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Devletin Adımları ve Geç Kalınan Sorumluluk
Eğri oturup doğru konuşalım... Toplumun temel direği olan aileyi koruma konusunda devlet de millet de biraz geç kaldı. Devletimiz ve hükümetimiz son dönemde attığı adımlarla bu gidişata “dur” demeye çalışıyor. Çıkarılan kanunlar, destek paketleri, aile eğitim Programları ve sivil toplumla kurulan güçlü iş birlikleri son derece kıymetli. Bunların özellikle Valilikler kanalıyla daha da çok artırılması lazım. Örneğin Adana Valimiz Mustafa Yavuz aileyi önceleyen ve toplumsal huzuru tesis teme gayreti taşıyan tüm STK’ları bir araya getirmeli ve büyük bir çalıştay yapmalı. Ardından bunun sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalı ve hem aileyi hem de çocuklarımızı korumak için hepimize öncülük etmeli. Hatta bu tarz programların tamamına kendisi bizzat katılmalı ki böylece diğer bürokratlar ve kurum müdürleri de onun izinden gidebilsin.
Çünkü unutmayalım ki aile sadece bireysel bir yuva değil; milli bir güvenlik meselesidir. Temel sarsılırsa, bina ayakta duramaz.
Yeniden "Biz" Olma Vakti
Pazar günü Adana’daki o salondan çıkan mesaj gayet netti; Çocuklarımızı ekranların yalnızlığına, dijital dünyanın insafına terk edemeyiz. Manevi değerlerimizi yeniden kuşanıp, evladı ana babaya bağlayan o kopmaz bağı güçlendirmeliyiz. Millet olarak bireysel bencil düşüncelerden sıyrılıp yeniden 'biz' olmayı başarmalıyız. İş işten geçmeden, yuvalarımızdaki huzuru yeniden inşa etme vaktidir. Yarın değil. Şimdi…