Adana’da siyaset kazanının altı fokur fokur kaynıyor. Şehirde bir rüzgâr var; taşlar yerinden oynuyor. Efendim, işe MHP’den başlayalım. MHP, MHP’liğini yaptı. Geçiş suhuletle, büyük bir olgunlukla gerçekleşti. Sanki herkes bu değişimi bekliyormuş gibi... Devir teslim töreninde eski İl Başkanı Yusuf Kanlı’yı da görebilseydik, "İşte siyasetin erdemi, işte bayrak yarışı" diyecektik. Oldu, bitti, maşallah.

Gelelim CHP’ye... Sular durulmuyor, aksine bulanıyor. Yıllardır örgütü tek başına idare eden, "kurt siyasetçi" payesiyle anılan Zeydan Karalar... Son hamleleri, doğrusunu isterseniz şaşırtıcı. Meğer o kurt siyasetçi deyiminin içi epey boşmuş. Sahada gördüğüm; amatör çıkışlar, sağa sola savrulan kararlar. CHP’deki bu kaosu, Zeydan Bey’in durumunu bir sonraki yazımızda, enine boyuna, satır satır irdeleyeceğiz. Şimdilik "bekleyin" diyorum, zira o dosya oldukça kabarık.

Bugün ajandamızın ana maddesi AK Parti. Uzun, sancılı bir bekleyişin, onlarca siyasi çekişmenin ardından İl Başkanlığı koltuğuna Mustafa Özkan oturdu. Bugün saat 13.00’te makamına yerleşecek. Hayırlı olsun.

Şimdi herkes şu soruyu soruyor: "Bu değişim Adana’ya, partilere nasıl yansıyacak? Mustafa Özkan nasıl başarılı olur?"

Bakınız, Mustafa Özkan genç bir isim. Adı temiz, kamuoyuna yansıyan bir vukuatı yok. Seyhan İlçe Başkanlığı’nda, İl Başkan Yardımcılığı’nda uyumlu bir grafik çizdi. Lakin, siyaset sadece uyum değildir. Siyaset, liderlik ister, vizyon ister, "ben buradayım" diyebilmeyi gerektirir. Özkan’ın önünde zorlu bir sınav var. Daha önce çalıştığı isimler bile ikiye bölünmüş durumda. Kimi "Başarır, dinamizm katar" diyor, kimi "Teşkilata söz dinletemez" diye şüphe ediyor.

Hepimiz de biliyoruz ki, siyasetin dünü ile bugünü bir değildir. Önemli olan bugündür. Özkan’ın önündeki en büyük engel, yönetim listesini belirleme sürecidir.

Ancak mesele sadece listeyi kimin onayladığı değil. Özkan’ın ekibinin "tamamı kendi istediği isimlerden" oluşması, siyasetin tabiatına aykırıdır. Genel merkezin, milletvekillerinin ve hepsinden önemlisi Adanalıların beklentisini karşılayacak bir yönetim şarttır.

Özkan, her kafadan çıkan sesi bastırıp, adaleti tesis edebilirse başarılı olur. Aksi takdirde, ilk sandıkta hezimet kapıdadır.

Erdoğan son atamalarında "liyakat" diyor, "halkın memnuniyeti" diyor. Özkan’ın da yapması gereken budur. İsmi yıpranmamış, akçeli işlere bulaşmamış, gönül kapısı açık, genel kabul gören isimleri sahneye sürmelidir. Küskünleri barıştırmalı, Adana’nın en güçlü, en kapsayıcı yönetimini kurmalıdır.

Üç partide de değişim yaşandı. Adana için mühim bir viraj.

Vatandaşa düşen; dürüst, ehil, kirli sicili olmayan isimleri desteklemektir.

Başkanlara düşen ise bu sesi duymaktır.

Bizim görevimiz mi? Elbette takip edeceğiz.

Artıyı da yazacağız, eksiyi de. Yazacağız ki; Adana kazansın.