Gerçekten olağanüstü büyük bir rezalet bu fon rezaleti. Her yaşadığımız rezalette, pislikte diyorum ki; herhalde bundan daha büyük bir rezalet, bundan daha büyük bir pislik ve bundan daha büyük bir ihanet olmaz, ama her seferinde yanılıyorum, bu da mı olurmuş diye şaşkınlık geçiriyorum. İnanın, hiç bir kişi, grup, parti, görüşe karşı sadece muhalefet yapmak için yazıp konuşmuyorum. Böyle bir derdim yok. Türk Milleti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tarafındayım sadece. Elbette her şeyden önce de insanlığın tarafındayım. İşte bu büyük fon rezaleti gibi olağanüstü pislik işler, her şeyden önce insana ve insanlığa akıl almaz zarar verdiler. Nasıl olur ya? Bir insan için para kazanma hırsı bu dereceye kadar nasıl çıkabilir ya? Olağan bir insan olarak telaffuz bile edemeyeceğimiz rakamları kazanma hırsı, güdüsü bir insana nasıl girmiş olabilir ya? Yirmi-otuz milyar dolar arası bir paradan söz ediliyor ki, gerçekten böyle bir rakamı olağan konuşmalarda duyamayız. Hükümet taraftarları, Merkez Bankası imkânları iki-üç milyar dolar artsa müthiş sevinç gösterileri ile basın kanalıyla bayram ediyor. Ama bu fon pisliği, rezaleti yirmi-otuz milyar dolar gibi rakamlara ulaşmış. Pes! Pes! Pes! Ne söylenir, nasıl söylenir bilemiyorum. Tahminen beş yüz bin kişinin bu pislikten zarar gördüğü iddiaları var ki, doğru görünüyor. Bu kişilerin hakları nasıl korunacak? Bu kişilerin yaşadıkları müthiş güvensizlik nasıl giderilecek? Öyle üç-beş kişinin içeri atılması hiç bir işi, ama hiç bir işi çözmez ve kurtarmaz. Daha kötüsü bu konu bir yıldan biliniyor ve uyarılar yapılıyormuş. Nasıl olur da derhal müdahale edilmez? Neden bu pislik hemen durdurulmaz? Birçok konuda olduğu gibi böylesine büyük bir rezaletin gideceği yerden mi korkuluyor? Artık, bu pisliklerin gideceği yer konusu gerçekten dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bir rezalet de, bir pislik de nereye dayanırsa dayansın görelim de milletçe, ülkece bir rahatlayalım ya! Nedir bu ya! Her pisliğin, her rezaletin üstünü ört, ört nereye kadar? Hele bir de bir aile var; anladığım kadarıyla ailece Ekonomistler. Gerçek(!) Ekonomist olarak söylüyorum ki; bu ailenin babalarının ekonomik yazılarını pek garip bulurdum. Bir süre sonra zaten hiç birini okumamaya başlamıştım da... Neyse konumuz o değil. Ekonomist olmak ne kadar güzelmiş. Bütün aile Ekonomist mi onu da bilmiyorum ama fark etmez. Rektör yaparlar seni, Dekan yaparlar seni. Dolayısıyla sırtını dayarsın sağlam(!) yere, istediğin rezaleti, pisliği yaparsın. Ne güzel memleket. Ne olacak bir süre yatıp çıkarsın. Değmez mi yani milyar dolarlar kazanmak, kısa bir süre yatıp çıkmaya(!). Soygun düzenine dönmüş ortalık. Bir kesim var; eline en küçük bir imkân geçse, nasıl soyarım diye fırsat kolluyor. Bu kesim ne ülke, ne toplum, ne inanç, ne Devlet, ne millet, ne de insan düşünüyor. Soydukça soyuyor, soydukça daha fazlasını istiyor. Akıl alır gibi değil. Bakın ülkeye, her yerinden patlıyor. Sadece siyasi patlamalardan söz etmiyorum. Siyasi patlama ayrı bir konu. Bu soygun patlamalarından söz ediyorum. Bu büyük fon rezaleti, pisliği ile soygunda zirve yaptık. Artık bu zirvede kimler varsa, bu zirveye kim kimle beraber çıkmışsa görmek, bilmek, tanımak istiyoruz. Bu zirve diğerleri gibi geçiştirilecek bir zirve değildir. Zaten zirve demek de odur. Çünkü zirvenin devamı yoktur, inişi vardır. Eğer bu zirvede gerçek gereken yapılmaz ise, artık iniş başlar. Umarım bu kez gerçek gereken yapılır. Çünkü her şey ortada ve aslında bütün ülke ve hatta ilgili bütün dünya kimler ve neler olduğunu açık-seçik görüyor. Yani öncekiler gibi gizlemeye çalışmak boşa emek olacak, uyarayım. Yani bakalım kimler birazcık utanıp gerekeni yapacak.
Özel
Ekonomi
Kültür
Siyaset
Asayiş
Çevre
Yaşam
Yerel
Trend Haberler
Azem ile Atike’den mutluluğa ilk adım
5 Ocak Medya Grubu’ndan Yeni Program: “Perde Arkası”
82. İl Tartışması Yeniden Gündemde! Kozan da 24 İlçelik Listede
Adanaspor'un 564 Günlük Çığlığı!
Yerel Medyanın Geleceği Masaya Yatırıldı! KGK’den Meslek Birliği Yasası Çağrısı
Bakan Gürlek'ten Açıklama! Anne, Baba ve Dede Gözaltında
Adana Diken Üstünde!