Eskiden hırsızlığın, hilekârlığın, dalaverenin, hatta dolandırıcılığın bile bir utancı, bir saklanma payı vardı. Şimdilerde ise ne kadar büyük çalıyorsan, ne kadar büyük bir dalavere çeviriyorsan, toplum içinde o kadar becerikli ve saygın insan sayılıyorsun. Ne ara haramla abdest alıp, dürüstlük namazı kılanların arkasından gider olduk?
Gözümüzün içine baka baka kul hakkını, işçinin emeğini, devletin malını yağmalayıp zengin olan bir güruh var karşımızda. İşin en arsız tarafı ise; bu hilebazlar, hırsızlıkla yığdıkları o paraların üzerine oturup, üstüne bir de utanıp sıkılmadan dürüstlük ve ahlak dersi vermeye kalkıyorlar. En acı tablo da bu tiplerin kürsülere çıkıp "başarı hikâyeleri" anlatması, ödüller alması, hayırseverlik maskesi takıp vicdan yıkması... O yaldızlı holding binalarının, o lüks zırhlı araçların arkasında kaç insanın hakkı, kaç yetimin ahı var!
Bu ülkede sınıfsal uçurum dediğimiz şey, sıradan bir ekonomik kuralın sonucu değil; bariz bir hile ve yağma düzeninin eseridir. Bir yanda dürüstçe, onuruyla, alın teriyle ay sonunu getirmeye çalışan koca bir halk; diğer yanda ise ne ürettiği belli olmayan, hangi dalavereyle o serveti yığdığı meçhul, koskoca ülkenin zenginliğini yutan bir azınlık var.
Bu tipler dünyayı kendi şahsi mülkleri, halkı ise köleleri sanıyorlar. Kendileri lüks sitelerde, yatlarda, köşklerde yaşarken, dışarıdaki insanın ne şartlarda hayatta kaldığı zerre umurlarında değil. Tek dertleri var; çarkları dönmeye devam etsin, hileleri anlaşılmasın, kurdukları bu sömürü düzenine kimse çomak sokmasın.
Alın teri dökenlerin ezildiği, Alicengiz oyunlarıyla zengin olanların ise başköşeye oturtulduğu bir toplum, içten içe çürümeye mahkûmdur. Bu namussuzluğu görüp de, "Adam işini iyi biliyor" diyerek arsızlığı alkışlayanlar, bu ülkenin geleceğine en büyük darbeyi vuranlardır.
Biz sizin o plaza odalarında, kapalı kapılar ardında hangi hilelerle, hangi çirkin pazarlıklarla o servetleri büyüttüğünüzü çok iyi biliyoruz. İstediğiniz kadar pahalı takım elbiseler giyin, hayatlarınızı gözümüze sokun; o paraların üzerindeki kul hakkı kokusunu hiçbir pahalı parfümle gizleyemezsiniz.
Toplumun sessizliğini, sabrını sakın bir acizlik sanmayın. Bu halk, dürüstlüğü en büyük erdem sayanların yurdudur. Hileyle, hırsızlıkla, dalavereyle kurduğunuz o sahte krallıklar elbet bir gün başınıza yıkılacak.
Artık yeter! Bu toplumun temiz insanlarını, helal lokma yiyenlerini aptal yerine koymaktan vazgeçin. Ya o hırsızlıkla kazandığınız saygın insan maskelerinizi indirin ya da bu toplum sizi hak ettiğiniz yere, yani tarihin kara sayfalarına gömmesini çok iyi bilir!