Bir Altın Koza Film Festivali’ni daha geride bırakmanın hem haklı gururunu hem de o tanıdık, tatlı hüznünü yaşıyoruz. Pazar akşamı perdede sönen son ışıklar, sahneden çekilen gölgeler ve salonlarda yankılanan o coşkulu alkışlar eşliğinde 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ne veda ettik.
Ama ne veda! Hafta boyunca sinemanın o büyüleyici sihri, Çukurova’nın ana kucağı gibi sıcak misafirperverliğiyle kenetlendi. Adanalı hemşehrilerimiz için festival; sadece salonlara gidip film izlemek değildi. Dolmuşta, çay ocaklarında, caddelerde herkes Altın Koza’yı, herkes sinemayı konuşuyordu. Sokaklarımız, mahallelerimize kurulan açık hava perdelerimiz, kültür merkezlerimiz; Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen ustalarla, oyuncularla ve en önemlisi gözü ışıldayan Adanalı sinemaseverlerle dolup taştı. Sanatın o birleştirici gücünün, Adana’nın samimi sokaklarında nasıl ete kemiğe büründüğüne bir kez daha hep birlikte tanık olduk.
Bu dev organizasyonun arkasında elbette kocaman bir emek, gece gündüz demeden ter döken gizli kahramanlar var. Şehrimizi uluslararası kültür-sanat haritasının tam merkezine oturtan bu muazzam buluşma için başta Adana Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, festivalde emeği geçen tüm ekibe kentin sokaktaki sesi olarak gönülden teşekkür ediyoruz.
***
Bir organizasyonu halka sevdirmek, onun ritmini tıkır tıkır işletmek kolay iş değil. Sanatı Adana’nın geniş kucaklaşmasıyla buluşturan isimlerin hakkını teslim etmek gerek:
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer’e; Şehrin kültür ve sanatla nefes almasına öncülük eden, festival boyunca sahada vatandaşın heyecanına ortak olan ve Adana’nın ev sahipliğini en üst seviyeye taşıyan kapsayıcı duruşu için,
Altın Koza Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar’a; İçimizden biri olan usta sanatçı kimliği, sarsılmaz Adanalı duruşu ve festivale kattığı entelektüel derinlikle sinemaseverlere verdiği o güven ve gurur için,
Altın Koza AŞ. Genel Müdürü Hüseyin Orhan’a; Bütün bu dev organizasyonun arka planındaki ağır operasyonu ve koordinasyonu mükemmel bir idareyle yürütüp, festival çarklarının sorunsuz dönmesini sağladığı için,
Altın Koza Yürütme Kurulu Üyesi ve hemşehrimiz Nebil Özgentürk’e; Çukurova'nın yetiştirdiği köklü birikimiyle Adana sevdasını, belgesel hafızasını ve samimiyetini festivalin ruhuna cömertçe üflediği için...
Şahsım ve sokaktaki tüm Adanalı sinemaseverler adına her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Ama kabul edelim; bu festivalin en büyük aktörü, her zamanki gibi Adana halkıydı.
Bilet kuyruğunda sabırla bekleyen, akşamın serinliğinde açık havada sandalyesini kapıp gelen, salonları hınca hınç doldurup alkışıyla sanatçıya can olan, sinemayı bir yaşam biçimi olarak sahiplenen Adanalılar olmasa bu festivalin bir kanadı hep eksik kalırdı. Adana halkı, Altın Koza’nın sadece izleyicisi değil, öz evladı ve en büyük koruyucusudur.
***
Adana Uluslararası Altın Koza Film Festivali, yalnızca kırmızı halıda ödüllerin dağıtıldığı bir yarışma değil; bu kentin kimliğine, köklü kültürüne ve yarınlarına atılmış en kıymetli imzalardan biridir. Sanata ve sanatçıya bağrını açan bir kentin ferdi olmanın gururuyla; bu büyüyü bize ve şehrimize yaşatan herkese sonsuz teşekkürler.
Gelecek yıl, perdenin yeniden aynı heyecanla açılacağı, ışıkların yeniden üzerimize vuracağı güne dek...
Yaşasın sanat, yaşasın sanatçılar, yaşasın sinema, yaşasın Altın Koza.