"Kuzu'yu kurt'un önüne at, ne hali varsa görsün" demiş bir bilen.
"Kuzu kim, kurt kim?"
Gelin ona bakalım, meseleyi de o noktadan değerlendirelim.
Kurt'un önüne atılan emekli.
Emekliye kurt gibi değil de sırtlan, çakal, akbaba gibi çullanan, iliğini sömürecek kadar tilkileşen ise süpermarketler, hipermarketler. "Yani AVM'ler."
Emekli, Ocak zammını bekliyor. Ocak'ta zammını alacak, temmuza kadar bekleyecek ve "6 koca ay" sinek ki-şe-le-ye-cek.
Etraf "her türden sineklerle dolu olduğundan" emeklinin sinek kişelemesinde bir problem yok.
Kimde var?
-Lavra'yı önleyemeyen, bataklığı kurutamayanlarda var.
Çözümü yok mu?
-Tabiki de var.
Gelin o VAR'ı VAR'lıyayım;
-Emekli "okkalı bir zam" alırsa memnun olacak, alamazsa, gereken "en gerekli biçimde" yapacak. Bu konuda "hiç olmadığı kadar" kararlı, ketum çok öfkeli. Yani İŞ bu kez çok ama çok ciddi.
Anlayacağınız, emekli "dişe dokunur" bir zam bekliyor.
Ne olmalı?
-50-60 bin olmalı.
Olur mu?
-Allah'tan korkmayan, kuldan utanmayan, hayâ duymayan gözü doymaz haramilerin önüne SET çekilir, "çektirin gidin" denilirse;
-Bal gibi olur.
Çünkü haramiler belliiiiiiiiiiiiiiii, onlara "yürüyün kim tutar sizi" diyenler de;
"Belli oğlu belli."
Haramiler sadece FON'cu tilkiler mi?
-Hayır.
Başka kim?
-AVM'lerdeki "avcarlanmış" tilkiler.
Vicdanları "SIFIR'ın altında SIFIR olan, paradan başka şey düşünmeyen bu tilkiler" emeklilere verilecek zammı duydukları anda, "ha babam, de anam, gel kirvem" diyerek, etiket değiştiriyorlar.
Değiştirirken elleri "çok çabuk olanları" işe kabul edecek kadar da pişkinleşiyorlar.
Bakan var mı?
-Yok.
-Gören var mı? Yok.
Karışan var mı? -Yok.
Kaşıyan var mı? -Yok.
Denetleyen var mı? -Yok.
Bu kadar YOK arasında bu "hassas mesele" OT'lu hale gelmez de ne olur ağam, ne olur?