Lise çağlarındayım..
İçim kıpır kıpır..
Hayata, hayatın şartlarına dair çok başka, çok farklı, çok güzel, çok özel ideallerim var..
Ha babam düşünüyorum.. Neler yapabileceğimin hayallerini kurguluyor, beynimden geçenleri "en ince ayrıntısına varana kadar" kurcalıyorum..
Sonunda şu karara vardım;
"Dünyayı kurtaracağım."
"Yaşamın derin yaşanmışlıklarına dair zorlukları nasıl aşarım?" Sorusu beynimi kemiriyordu..
Altan bakıyorum, olmuyor.. Üstten bakıyorum olmuyor.. İkisini birleştirip bakıyorum yine olmuyor..
Kararımı değiştirip şu karar da karar kıldım;
"Dünyayı değiştiremiyorum, Türkiye'yi değiştireyim."
Dünyayı değiştirme konusunda sınıfta kalınca, "eşeğimi sağlam kazığa bağlayayım" dedim.. Yoğurdu üfleyerek içtim, bildiğim en tilki🦊 hesaplarla hareket ettim..
Yine olmadı.
Hesaplamalarımı bir türlü tutturamıyordum..
Ya ben yetersizdim, ya da yaptığım hesap..
Baktım o da olmuyor, "Adana'yı kurtarayım" dedim..
İşin içinde Adana olunca... Bu kez hem kollarımı, hem bacaklarımı sıvayarak işe koyuldum..
Ne biliyorsam fazlasıyla yaptığım halde...
Yine olmadı.
Kafamı toparlamak için Atatürk Parkı'na gittim.. Dünya ile bağlantım yok.. Gelenleri geçenleri hiç umursamıyor, sadece düşünüyordum..
Kararlarım tutmasa da "pes etmek" yok, "karar tazelemek" var..
Beynimde şu kararı karara bağlama fikri oluştu;
"Dünyayı, Türkiye'yi, Adana'yı kurtaramadım kendimi kurtarayım bari."
Kimselerin aklına hayaline gelemeyecek her türlü düşünceyi eyleme geçirmeme rağmen...
Yine olmadı.
****
Yazdıklarım;
-Spor ve siyaset arenası'nda herkesin tanıdığı, inandığı, sevdiği, saydığı, güven duyduğu.. Demirspor Başkanlığı yapan, nüktedanlığı ile bilinen Mustafa TUNCEL'in "ders niteliği" taşıyan anlatımları..
"Hayata dair" yaşamış olduğun bu yaşanmışlıkları bugün hepimiz ziyadesiyle yaşıyoruz..
Bizde senin gibi baş-la-dık, senin gibi bi-tir-dik be Mustafa ağabey.