İspanya'da binlerce kişinin bir OT'muş gibi sahiplendiği, canlarını ortaya koyarak yarıştığı koftirik bir festival var..

Bir de arenalarda sergilen "ikinci boyut" var..

-İkisi de tehlikeli.

-Vahim.

-Vahşet.

-Üzücü.

-Ürkütücü.

-İrkitici.

-Can sıkıcı.

-Can yakıcı.

-Can alıcı.

Adamlar(!) "nasıl oluyorsa" bundan keyif duyuyor..

Hayvansevenler, "firesiz biçimde" ayağa kalkıp, bu işin İŞ olmadığını, bunu yapmanın insanlık onurunu "çok önemli ölçülerde" zedelediğini, boğaların da CAN taşıdığını söylese de;

-Bakan yok.

-Takan yok.

-Sıkılan yok.

-Hicap duyan yok.

-İpleyen yok.

Utanç veren, kahreden, "nasıl olur?" dedirten bu "dandik iş" İspanya'da var da bizde yok mu?

-Olmaz olur mu.

Çok bilmiş birileri(!) eli ile bu mesele bizde de "en hasso" biçimde sergileniyor..

Yüzlerce kişi tokuşmanın yapıldığı alanda toplaşıyor.. Ortaya iki boğa atılıyor.. Ölümüne kavga başlıyor..

-Kan var.

-Acı var

-Gözyaşı var.

Gözyaşı akıtan bunu neden yapıyor?

-Konuşamadığı için.

-Anlatamadığı için.

-Canı yandığı için.

-Sahipsiz olduğunu anladığı için.

-Kendisini kurtaracak, sarılacak "dost eli" olmadığını gördüğü için.

Pekiiiii;

-Dört ayaklı hayvanlar üzerinden zevklerini tatmin eden zottirikler ne yapıyor?

-"İki ayaklı hayvanlar patentini" tastikletip, evlerinin en nadide köşesine a-sı-yor.