Bugün değişik iki konudan söz edelim. Değişik konular derken aslında birbirinden farklı iki konudan demek istiyorum. Örneğin, çok güzel(!) barış ortamı kuruyoruz. Güzelce silahları susturuyoruz(!). Suriye, Irak ve İran pkk'sında bir fesih yok da bizde nasıl olacak diye sormayacağım. Bu konuyu zaten sürekli konuşuyoruz, yazıyoruz. Sorum şu: pkk'nın silah bırakması, kendini feshetmesi ile şehirlerde tabelaların kürtçe olmasının ilgisi nedir acaba? Barış denen şey, bu tabelalara mı bağlı yoksa? Ülkemizde Türkçe bitti de ek bir dil olmaz ise barışamayacak mıyız? Peki, Türkçe dışında bir dil resmileşirse barış nasıl olacak? Bu soruyu barış diye tepemize bindirenler kendilerine sorduklarında ne cevap veriyorlar acaba? Evet, bir konumuz bu. Sanki huzur, kan istemeyen varmış gibi barış, barış diye tutturmanın daha neler getireceğini göreceğiz bakalım. Bu konuyu açıkça ortaya koymalıyız. Bu ülkede kan olsun diyecek aklı başında bir kişinin bile çıkabileceğini asla düşünmüyorum. Ama, koskoca Türk Milleti'ni ve Türk Devleti'ni yenilmiş gösteren bir durumu da kabul etmeyi doğru bulmuyorum. Terörist şartsız, şurtsuz teslim olur ve Devlet de gereğini yapar. Bu kadar basit diye başlanan iş nerelere vardı, görmüyor musunuz arkadaşlar(!)? Bir diğer konu şudur: Din allâmeleri ortada geziniyorlar. Bugüne kadar bu kişilerle ilgili yazmayı uygun görmemiştim. Neden derseniz? Şunun için: Bu kendilerini din'in sahibi zanneden bazı kişiler aslında kurgulanıp, ayarlanıp, güdülenip Türk Milleti'nin önüne konmuşlardır diye düşündüğüm için çok muhatap almamayı uygun buluyordum. Bugün gelinen noktada düşüncelerimde haklı olduğumu görmekten dolayı bu kişilerden söz etmek gerektiğine karar verdim. Neden haklıyım? Ülkede bu büyük din allâmelerinin yaptıkları, söyledikleri nedeni ile ciddi bir biçimde ve oranda dinden soğuma olduğu açıkça görüldüğü halde bu allâmelerde hiç bir üzüntü, rahatsızlık ve buna bağlı olarak da değişiklik yok. Bu nasıl olabilir? Bir insan, adına hareket ettiğini söylediği düşüncesinde ciddi bir başarısızlık görürse "yahu ne oluyor, neden böyle oluyor" deyip bir silkinmek istemez mi? Yok kardeşim bu allâmeler hiç bir şey olmamış gibi aynı sözleri, aynı tavırları devam ettiriyorlar. Hayret, değil mi? Bu durumda bu insanlar için, aslında dinden kopuş ile görevli, kurgulanmış, ayarlanmış ve güdülenmiş demek daha doğru olmuyor mu? Osmanlı'nın son dönemlerinde İngilizlerin özel hoca yetiştirip gönderdiği bilinen bir durumdur. Nitekim Lawrence, Arapların Osmanlı'ya isyanında çok ciddi bir din hocası rolü üstlenmiştir. Yakın tarihte yaşanmış örneklerin tekrar etmemesi için bir neden var mı? Gerçi bu sefer, bu ayarlı kişilerin karşısında çok iyi yetişmiş gerçek İlahiyatçılar da var. Yani, bu ayarlı, güdümlü din bezirgânları için artık kolay aldatma yok.
Ekonomi
Özel
Asayiş
Eğitim
Çevre
Gündem
Siyaset
Yaşam
Yerel
Sağlık
Trend Haberler
Kasım Gülek Alt Geçidinin Açılış Tarihi Belli Oldu
Murat Kılınç 5 Ocak TV’de Açıkladı! Yüreğir Belediyesi’nde Neler Oluyor?
Adana’da 21 Yıl Sonra Aynı Kriz! Danıştay’ın Durdurduğu İnşaat Yeniden Başladı
Adana’da Tarihi Alan İçin Yeni Dönem! Kiselog Nekropolü’nün Sınırları Değişti
Adana Adliyesi Önünde Silahlı Çatışma: Çok Sayıda Yaralı Var!
Adana’da Gece Yarısı Dehşeti! Kasklı Şüpheli Eve Kurşun Yağdırıp Kaçtı
Adana Adaletgücü’nden Taraftara Müjde: Adanaspor Maçında Maraton Tribünü Ücretsiz!