Evet, ne paraymış yahu!
Para, para, para.
Son yıllarımızda öyle akıl almaz işler gördük ki, insanın ne diyeceği, ne söyleyeceği bilinemiyor.
Ben gerek yazılarımda, gerekse konuşmalarımda, hatta sohbetlerimde bile kişisel ölçülerle, kişileri gündeme alarak yazmak, konuşmak istemem ve tercih etmem. Bu durumumu çok önemli gördüğüm bir düşünceye bağlarım. Şu: Küçük düşünenler kişilerle, orta düşünenler olaylarla, büyük düşünenler fikirlerle uğraşır. İşte bu çok önemli düşünceden yola çıkarak mümkün olduğu kadar fikirlerle hareket etmeye gayret gösteririm.
Bu durumu neden ortaya koyuyorum. Ülkemizde yapılan bir takım işler var. Birilerinin mal varlıkları filan ortaya dökülüyor. Bu tür olayları görünce büyük düşünerek fikir mücadelesi verme anlayışım karışıyor. Çünkü, bu mal varlıkları karşısında hayretler içerisinde kalıyorum. Bir insana, bir aileye ne kadar para yeter diye sorduğumuzda bunun cevabını aşağı yukarı herkes bilir ve ne kadar yüksek tutarsanız tutun sınır bellidir. Ama kardeşim rakamların yetmediği sınırsızlıktaki para nedir ya! Öyle görünüyor ki, bir takım insanlar, paraya tapıyorlar. Maalesef bu tapmanın görüşü, partisi, fikri, örgütü vesaire yok. İnsanlarımızın ekonomik durumu ortada iken hep bana verin, hep benim olsun diyebilmek için nasıl bir varlık olmak gerekir acaba diye soruyorum. Gerçi, fakirlik imtihandır deyip en pahalı arabayı beğenmeyen Diyanet İşleri başkanı bile gördük de... Bu arada hemen araya sokmak durumundayım; aynı başkan, seçmeli din dersi tercihi yüzde üç, dörtlerde diye bir de şikâyet etti. Sayın(!) başkan neden acaba? Konumuza dönelim. Paraya tapmanın en önemli nedenlerinden birisi görgüsüzlüktür. Zaten ülkemizde son dönemlerde bu görgüsüzlük o kadar arttı ki, adeta olağan duruma gelecek noktaya gidiyor. Umarım, bu akıl almaz görgüsüzlük, daha çok yayılmadan haksız kazanç elde eden görgüsüzlere gereken yapılır. Son cümlede ne dedim? Haksız kazanç. İşte bütün mesele burada. Olağan yollarla, kabul edilebilir yollarla, kanuni yollarla elde edilen kazanca hiç bir itiraz olamaz. Konu, haksız, kirli, kanunsuz yollarla elde edilen kazançlardır.
Para günlük yaşantıyı güzelleştiren, kolaylaştıran en önemli bir araçtır. Elbette bu gerçeğin ışığında paranın önemi yadsınamaz. Ancak, para tek amaç olacak bir önemde görülmemelidir. Biraz dikkat edersek, yaşantımızda paradan daha önemli değerler de var. Ayrıca ne kadar para olursa olsun, satın alamayacağımız çok değer var. Sonuç olarak şunu söyleyeceğim: Bütün haksız kazanç elde etmiş olanlara bu kazançlarının hesabı bir an önce sorulmalıdır. Bu hesap sorma nereye, kime dayanırsa dayansın gitmelidir. Çünkü bu konuda pisliğe bulaşmamış olan büyük bir kesimimiz gerçekten dikkatli bir biçimde takiptedir. Bu nedenle toplumumuzu rahatlatacak gelişmelerden biri olacaktır. pkk terör örgütü konusu ülkemizi zaten davul gibi germektedir. Hiç olmazsa bu haksız kazançların ortaya dökülüp gerekenlerin yapılmasının gerginliği azalsın, hatta tamamen yok olsun.