Ülkemizde son günlerde bir takım uygulamalar yapılıyor. Aslında operasyonlar deniyor da ben mümkün olduğu kadar Türkçe kelimeler kullanmak adına uygulama diyorum. Neyse...Ne dedik tekrar edelim: Ülkemizde neredeyse her gün bir yerlere giriliyor, birileri gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, kayyım atamaları yapılıyor. Artık o duruma geldik ki, bugün nereye ve kime gidildi diye toplumca merak ediyoruz. Ülkemizdeki bu durumun ne kadarı iç meselemiz ne kadarı dış meselemiz, gerçekten kestirmek güç. Ne demek istiyorum? Şunu: Çevremiz ateş çemberine döndü ve bu ateş çemberi gittikçe büyüyecek gibi görünüyor. Rusya-Ukrayna savaşının ne kadar süreceği, ne kadar yayılacağı belli değil. Bu iki ülkenin dışına çıkma veya başka ülkeleri etkileme durumu söz konusu olabilir. Veya bu iki ülke birbirini tamamen yok etme noktasına gelebilir. İran-abd-israil savaşının nerede duracağı, ne olacağı, nasıl biteceği, hatta savaşma biçiminin nasıl olduğu hiç belli değil. israil diye bir devletin bu bölgede kalıcı olabilmesi adına neler yapacağı, hangi azgınlıkları göze alacağı hiç belli değil. abd'nin iflas durumunda olduğunu herkesin gördüğü şu dönemde dünyada ve bölgemizde neleri göze alabileceği hiç belli değil. Avrupa Birliği'nin bu yaşananlara askeri müdahale gücünün olmadığı bilindiğine göre onların da ne kadar etkili olacağı hiç belli değil. Çin zaten kapalı kutu, nereden çıkacağı, nereye gireceği hiç belli değil. Çevremizin ve dünyanın bu belirsizlikler içerisinde olduğu böyle bir dönemde bizim iç cephemiz daha da karmaşık. İç cephemizi güçlendirelim güçlendirmesine de, nasıl? Bugün Ülkemizde baştan söylediğimiz işlerin yapılıyor olmasını iç cephe güçlendirmesi olarak mı ele alalım, yoksa tam tersi sonuçlara neden olur diye mi bakalım? Bir takım tarikat, cemaat gibi yapılara olan uygulamaları özel tutuyorum. Neden? Çünkü aslında İslâm dininin bu tür aracılara gerek duyduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle bu yapılarla ilgili gelişmelerin bu tarafını konuşma hakkımı saklı tutarak günümüzde olanları değerlendiriyorum. Evet, dünya ve çevremizde olanları, olması beklenenleri düşündüğümüzde iç cephemizi mutlaka güçlendirmeliyiz. Tamam, da, ülkenin Gazilerine ve Şehit Ailelerine sınırsız bir biçimde sahip çıkmazsanız iç cephe nasıl güçlenir? Tam 468 evet oyu ile çıkan çerçeve yasa, toplumda evet diyenlerin beklediği olumlu havayı bulamadığına göre birbirimizi nasıl kucaklayacağız? Tamam, da, "ülkenin her tarafı Gazze olur" diye koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tehdit eden bir densizin olduğu bir ortamda iç cephe nasıl güçlenecek? Daha ilk maçta Diyarbakır'da çok sayıda Erzurumspor taraftarı tribünlerde yerini aldı ve İstiklâl Marşı söyleyerek Bozkurt işareti ile maç seyrettiler. Bu aşamadan sonra bütün tribünler nasıl olur soruyorum. Bu durumda iç cephemiz nasıl güçlenecek? Bütün bunları bırakalım bir an için. Ekonomiye dönelim. İnsanımızın çok büyük bir kesiminin yoksulluğa ve yine çok büyük bir kesiminin açlığa mahkûm edildiği bir ortamda, biz bu insanlara ne anlatacağız? Dünyada ve çevremizde böyle gelişmeler oluyor filan gibi konuşmaları bu yoksul ve aç insan neden dinlesin? Ekonomide iyileştirme yapmayı kim düşünüyor ve ne yapıyor bilen var mı?

Önce samimiyet ve sonra Türk Milleti'nin karşısına çıkma. Türk Milleti, samimiyeti ve samimi insanı gözünden tanır. Bu yüzden ısrarla söylüyorum: Her şeyin başı sa-mi-mi-yet.