Gerçekten bazı konuları yazmayım diyorum, yazmayım diyorum, ama olmuyor, olmuyor. Birileri kaşındıkça kaşınıyor ve de özellikle ortamı görünce coştukça coşuyor. Neden mi söz ediyorum? Zaman zaman bazı densizler, hadsizler çıkar, yok Türk yok, yok tarihte Türk diye bir millet olmadı falan filan derler. Okurlarım kusura bakmasın, bu tür tabirler her zaman yazıya dökülecek ifadeler değil ama vurgu için kullanıyorum. Yahu, tarihin en hareketli bir Milleti ile oynamaya kalkmak nasıl bir ruh durumu, düşünün bakalım. Bu ruh durumu ağır bir hastalık belirtisi değil de nedir? Yaklaşık 2300 yıl önce Çin Seddi'ni yaptırtmış bir Millet ile nasıl oynanabilir? İnsanlığa atı, demiri, pantolonu, yazıyı, sigortayı, savaş tekniklerini vesaireyi armağan etmiş bir Millet ile nasıl uğraşma cesareti gösterilebilir? Dünya tarihi ve coğrafyasını değiştiren Büyük Göçler'e neden olan bir Millet ile niçin uğraşılır? Tarihin her döneminde dünyanın bir yerinde bağımsızlığını korumuş bir parçası bulunan Türk Milleti'nin egemenlik haklarını, bağımsızlığını bırakacağını düşünmek akıl işi midir? Eski dünyanın kıtalarını kendisine ülke edinmiş bir Millet ile uğraşmanın akılcı bir tarafı olabilir mi? En son, 1. Dünya Savaşı'nda beraber mağlup olduğu Milletler, galiplere diz çökerken, kendisi diz çökmeyen bir Millete saygıda nasıl kusur edilir? Biliyorum, bir kurdun peşinden kırk tane it havlamaz ise ona kurt denmez. Tamam da, nereye kadar tahammül edilecek? Türk Milleti, tarihte kendisine duyulan saygıya çok fazlası ile karşılık veren bir Millettir. Dolayısıyla, saygıyı hak edenler, daima Türk Milleti'nin başı üstünde yer edinmiştir. Bu konu, tarihten sabit, gerçek ve belgelidir. Aynı durum bugün için de geçerlidir. Türk Milleti'nin son damla kanı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milleti'ne saygılı olan herkes için vatandır. Ne Mutlu Türk'üm Diyene demekten gocunmayan, Türk Bayrağı'ndan rahatsız olmayan herkes, vatanımızda huzur içerisinde yaşar ve de yaşamaktadır. Ama lütfen birileri de bu durumu istismara kalkıp da Türk Milleti'nin varlığı ile oynamaya kalkmamalıdır. Bilinen bir rivayet ile konuyu tamamlayalım. İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi Başhekimlerinden tanınmış birine, bir arkadaşı şunu söylüyor. "Doktorum, sana şu arkadaşın deli dedi" diyor. Akıl hastalıkları hocası şu cevabı veriyor: "O'nun bana deli demesinin bir yaptırımı yok da, ben O'na deli dersem ne olacak."

Kıssadan hisse: Türk Milleti'nin varlığı ile oynayanların yaptığı iş soytarılık da, Türk Milleti onlarla oynarsa ne olacak?