WhatsApp gruplarında yargılanan makam: Öğretmenlik!

2026-2027 eğitim-öğretim yılının zili çaldı çalmasına ama okul bahçesi ve sınıflardaki çocuklardan çok, veli gruplarının gürültüsü kulaklarda çınlıyor. Kütahya Valisi Sayın Musa Işın, yeni adli ve eğitim yılının açılışında tam da bu toplumsal yaraya neşter vurdu. Günümüz eğitim sisteminde ayarı kaçan öğretmen-öğrenci-veli üçgenini öyle bir özetledi ki, altına imza atmamak elde değil. Sayın Valimizi, öğretmenlerimizin onurunu ve motivasyonunu sahiplenen bu dik duruşundan ötürü yürekten destekliyorum.

Çünkü kabul edelim; şimdiki veli-öğretmen ilişkileri biraz raydan çıktı. Eskiden okulda bir ceza aldığımızda, evde ikinci bir ceza yemeyelim diye dut yemiş bülbül gibi susardık; şimdi çocuk öksürse veli okula avukatıyla baskın yapıyor!

Peki, Kütahya Valisi Musa Işın velilere tam olarak ne söyledi?

Kısaca hatırlayalım: "Veliler öğretmenlerimizi sık sık rahatsız etmeyin artık. Bir şey olduğu zaman koşa koşa okula gitmeyin. Önce kendi çocuğunuzu sorgulayın. Biz okulda dayak yerdik, eve gittiğimizde annemize, babamıza söylemezdik. Artık çocukları o kadar el bebek gül bebek yapmışsınız ki; onları pamuklara sararak okula gönderiyorsunuz. Böyle yapmayın. Çocuklarınız biraz çamura, biraz toza batsınlar, onlara yükümlülük yükleyin.

Çocukları biraz ezin! Ama küçük bir şeyde okula koşup öğretmenin yakasına yapışırsanız bu doğru olmaz. Biz öğretmenlerimizi korumak zorundayız. Öğretmenlerimizin moral ve motivasyonlarını en yüksek düzeyde tutmak zorundayız ve arkalarındayız. Kesinlikle öğretmenlerimizi velilerimize karşı ezik duruma getirmeyeceğiz.

***

Soruyorum; Sayın Valimiz haksız mı? Biz eskiden velimiz okula çağrılınca uyuyamazdık, şimdi veli okula geliyor diye öğretmen uyuyamıyor. Çocuk 'Öğretmen bana kızdı' diyor, ne olduğunu sormadan soluğu okulda alıyoruz. Çocuğunuzu korumuyor, ona hatasını hiç kabul etmemeyi öğretiyoruz.

Öğretmen o gün sesini çıkarmıyor, akşam eve gidip 'Ben bu mesleği neden seçtim?' diye düşünüyor. Ertesi gün derse giriyor, çıkıyor; çocuğunuz için ne fazladan bir emek var ne fazladan bir ilgi... Siz öğretmeni susturmadınız, çocuğunuzun öğretmenini kaybettiniz! Bugün öğretmenine diklenen çocuk, yarın size diklenir."

Sayın Valimizin bu sözleri, uzun zamandır halı altına süpürülen büyük bir gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Çocuklarımızı o kadar steril, o kadar eleştiriden uzak ve pamuklar içinde büyütüyoruz ki, en küçük bir disiplin uyarısını "psikolojik travma" zannediyorlar.

Öğretmen sınıfın otoritesi olmaktan çıkarılıp, velinin WhatsApp grubunda yargıladığı bir "hizmet sağlayıcıya" dönüştürüldü.

Sonuç mu?

Sorumluluk almayı bilmeyen, hatasını kabul etmeyen bir gençlik.

"Aman başım belaya girmesin" diyerek derse girip çıkan, idealizmini kaybetmiş öğretmenler.

Ve en acısı, öğretmenini ezerek kazandığını sanan, ama aslında çocuğunun geleceğini kaybeden veliler.

***

Vali Musa Işın’ın konuşmasının sonundaki o can alıcı soruyu ben de sizlere soruyorum: Çocuğunuz eve gelip "Öğretmen bana kızdı!" dediğinde ilk ne yapıyorsunuz?

Olayın aslını astarını sormadan okula basanlardan mısınız, yoksa "Öğretmenin bir bildiği vardır, sen ne yaptın bakalım?" diye soranlardan mı?

Çocuğunuzun biraz çamura batmasına, hayatın gerçekleriyle yüzleşmesine izin verin. Öğretmenin itibarını zedeleyerek büyüttüğünüz çocuklar, yarın ilk fırsatta sizin de itibarınızı zedeleyecektir. Öğretmeni korumak, aslında bu ülkenin geleceğini korumaktır. Dürüst olalım; siz ilk ne yapıyorsunuz?