Tarımın en büyük sorunlarından birini konuşuyoruz ama yıllardır aynı sorunun etrafında dönüp duruyoruz: Üretici ucuza satıyor, tüketici pahalıya alıyor.

Peki, aradaki fark nereye gidiyor? İşte asıl sorulması gereken soru bu.

Son dönemde tarlada düşük fiyatlarla alıcı bulan ürünlerin market raflarında çok daha yüksek fiyatlarla vatandaşın karşısına çıkması üzerine fahiş fiyat operasyonlarının düzenlenmesi, bu açıdan önemli bir gelişme.

Şimdi gözler bundan sonraki süreçte. Operasyon yapıldı, denetimler gerçekleştirildi. Peki, bundan sonra ne olacak? Asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü bir markette fiyatın yüksek olması yalnızca tüketicinin cebini yakmıyor. Bunun çok daha büyük ve uzun vadeli bir sonucu var o da üreticinin üretme isteğinin kırılması sorunu…

Düşünün... Çiftçi tarlasını hazırlıyor. Tohumunu atıyor. Gübre kullanıyor. İlaç alıyor. Sulama yapıyor. İşçi çalıştırıyor. Günlerce, aylarca ürününün başında bekliyor. Yağmur yağıyor, endişeleniyor. Yağmur yağmıyor, endişeleniyor. Dolu yağıyor, ürününü kaybetmekten korkuyor. Aşırı sıcak oluyor, yine tarlasının başına koşuyor. Hasat zamanı geldiğinde ise çoğu zaman karşısına çıkan fiyat, bütün bu emeğin karşılığını vermiyor. Üretici kazanamıyor ama aynı ürün market rafında tüketicinin karşısına geldiğinde fiyat katlanıyor. Vatandaş da kazanamıyor.

O zaman ortada çok ciddi bir çelişki var.

Bir tarafta emeğinin karşılığını alamayan üretici... Diğer tarafta pahalı ürün almak zorunda kalan tüketici... Ve iki tarafın arasında oluşan devasa fiyat farkı...

İşte tarım politikalarının en fazla üzerine eğilmesi gereken meselelerden biri de budur. Üretici neden üretmekten vazgeçmesin? Bugün bir çiftçiye “Gelecek yıl ne ekeceksin?” diye sorduğunuzda, vereceği cevap yalnızca hava şartlarına, suya veya verime bağlı değil. “Ektiğim ürün para edecek mi?” sorusunun cevabı da çok önemli. Çünkü üretici, emeğinin karşılığını alamazsa bir süre sonra tarlasına küsüyor.

Üretim azalıyor. Üretim azalınca arz düşüyor. Arz düşünce fiyat yükseliyor. Fiyat yükselince vatandaş daha pahalıya ürün alıyor. Sonra yine aynı tartışmayı yapıyoruz. Bu döngünün kırılması gerekiyor. Operasyonlar süreklilik kazanmalı… Fahiş fiyat uygulamalarına yönelik operasyonların yapılması elbette önemlidir. Ancak mesele yalnızca birkaç firmaya işlem yapılmasıyla çözülebilecek kadar basit değil. Denetim sürekli olmalı.

Tarladan hale, halden depoya, depodan lojistiğe, oradan market rafına kadar ürünün geçtiği bütün aşamalarda fiyat hareketleri takip edilmeli.

Kim ne kadar kazanıyor? Ürünün alış fiyatı ne? Nakliye, depolama ve işçilik maliyetleri ne kadar? Ürünün markete giriş fiyatı ne? Vatandaş bu ürünü kaça satın alıyor? Bu soruların cevabı net biçimde ortaya konulmalı.

Tarım ürünlerinin üreticiden tüketiciye ulaşmasında tüccarın, halin, lojistik sektörünün, depolamanın ve diğer aktörlerin elbette bir işlevi var. Ama aradaki makası eğer bu aktörler arttırıyorsa da bunlara müdahale edilmeli. Üretici 5 liraya sattığı ürünün markette neden 50, 75, 100 lira veya daha yüksek fiyatlara çıktığını anlayamıyorsa... Vatandaş da aynı ürünü neden tarladaki fiyatının kat kat üzerinde almak zorunda kaldığını anlayamıyorsa... Burada ciddi bir problem var demektir.

Umarız yapılan denetimler ciddi manada sonuçlar verir de insanların üretme azmi kırılmadan, vatandaşlar da daha pahalıya almak zorunda kalmaya devam etmeden sorunlar çözülür.