5ocakgazetesi.com
Bel ağrısı, toplumda sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi sorunlarının başında geliyor. Ağrı başladığında birçok kişinin aklına ilk olarak “Bel fıtığım var” düşüncesi geliyor. Ancak uzmanlara göre bel ağrısının altında birbirinden farklı birçok neden bulunabiliyor.
Adana’da Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Kadir Güler, bel ağrısının değerlendirilmesinde yalnızca MR görüntülerine bakılmaması gerektiğini belirterek, hastanın şikâyetleri ve fizik muayene bulgularının birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Bel ağrısının tek nedeni fıtık değil
Bel bölgesinde yalnızca omurlar ve diskler bulunmuyor. Kaslar, bağlar, faset eklemler ve çevredeki diğer yapılar da ağrının kaynağı olabiliyor.
Bu nedenle bel ağrısı;
- Kas ve yumuşak dokulardan kaynaklanan mekanik sorunlar,
- Omurgadaki eklem problemleri,
- Disklerle ilişkili sorunlar,
- Bazı durumlarda sinir köklerinin etkilenmesi
gibi farklı nedenlerden ortaya çıkabiliyor.
Dolayısıyla belinde ağrı hisseden herkesin doğrudan bel fıtığı olduğu sonucuna varılmasının doğru olmadığı belirtiliyor.
MR’da fıtık çıkması ne anlama geliyor?
Bel ağrısı yaşayan hastaların önemli hatalarından birinin, MR sonucunda görülen bir bulguyu doğrudan ağrının nedeni olarak kabul etmek olduğu ifade ediliyor.
Uzm. Dr. Kadir Güler, görüntüleme sonuçlarının hastanın şikâyetleri ve fizik muayene bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
MR görüntüsünde disk taşması veya fıtık görülmesinin, hastanın yaşadığı ağrının kesin olarak bu yapıdan kaynaklandığı anlamına gelmeyebileceğine dikkat çekiliyor.
Başka bir ifadeyle, görüntülemede benzer bulgular görülen iki kişinin şikâyetleri ve ihtiyaç duyduğu tedavi aynı olmayabiliyor.
Bacağa vuran ağrı varsa dikkat!
Bel ağrısının yanı sıra kalçadan bacağa doğru yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya kas gücünde azalma görülmesi durumunda sinir köklerinin etkilenmesi açısından değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Ancak bu belirtilerin varlığında dahi kesin tanı yalnızca şikâyete veya MR görüntüsüne bakılarak konulmuyor. Hastanın öyküsü ve nörolojik muayenesinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
“Asıl soru ağrının hangi yapıdan kaynaklandığı”
Uzm. Dr. Kadir Güler, bel ağrısında MR görüntüsünden önce ağrının kaynağının araştırılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Tedavide asıl soru MR’da ne gördüğümüzden önce hastanın ağrısının hangi yapıdan kaynaklandığıdır. Aynı görüntüleme bulgusuna sahip iki hastanın şikâyetleri ve ihtiyaç duyduğu tedavi birbirinden farklı olabilir.”
Bu nedenle bel ağrısı yaşayan kişilerin yalnızca görüntüleme sonucuna göre kendilerine tanı koymak yerine, şikâyetlerinin bir hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Tedavi kişiye göre belirleniyor
Bel ağrısında uygulanacak tedavinin; hastanın yaşı, şikâyetlerin ne kadar süredir devam ettiği, muayene bulguları ve günlük yaşamda oluşturduğu kısıtlılıklar dikkate alınarak planlandığı belirtiliyor.
Uygun hastalarda;
- Aktivitenin düzenlenmesi,
- Egzersiz,
- Fizik tedavi yaklaşımları
tedavi seçenekleri arasında yer alabiliyor.
Bazı durumlarda ise görüntüleme eşliğinde uygulanan girişimsel tedavi yöntemleri değerlendirilebiliyor.
Dolayısıyla her bel ağrısına aynı tedavi yaklaşımının uygulanması yerine, ağrının kaynağı ve hastanın ihtiyaçları doğrultusunda kişiye özel bir planlama yapılması gerekiyor.
Bu belirtilerde gecikmeden doktora başvurun
Bel ağrısına eşlik eden bazı belirtiler ise daha hızlı tıbbi değerlendirme gerektirebiliyor.
Özellikle;
• Giderek artan kas güçsüzlüğü
• İdrar veya dışkı kontrolünde yeni gelişen bozukluklar
• Genital ve makat çevresinde yeni ortaya çıkan uyuşma
gibi durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.
“Fıtık var mı?” sorusuyla sınırlı kalmayın
Bel ağrısında doğru yaklaşımın yalnızca “Fıtık var mı?” sorusuna cevap aramak olmadığı belirtiliyor.
Uzm. Dr. Kadir Güler, temel yaklaşımın ağrının gerçek kaynağını ortaya koymak ve buna göre tedavi planlamak olması gerektiğini vurguluyor.
Bu nedenle bel ağrısı yaşayan kişilerin MR sonucunu tek başına değerlendirerek kendilerine tanı koymak yerine, görüntüleme bulgularını şikâyetleri ve muayene sonuçlarıyla birlikte hekim değerlendirmesine sunmaları önem taşıyor.




