Sevgili ilgili, yetkili ve güçlü konumunda olduğunu zannedenler, yapmayın, etmeyin! Neyi yapmayın, etmeyin diyorum? Onu sustur, bunu sustur ve işini yürüt anlayışı ve mantığı ile hareket etmeyin lütfen. İnsanları susturmak hiç de sonuç alıcı bir durum değildir. Tarihte bunun çok örneğini gördük. En büyük örnek sovyetler birliği'nin yaptıkları. Sultan Galiyev'leri, Tröçki'leri, bütün Türkleri yok ederek, yok etmeye çalışarak, susturmaya olağanüstü gayretler göstererek ancak bir süre dayanabildi. Bu büyük örnekten yola çıkarak önemli dersler almak durumundayız. Bakın bu susturma eylemleri belki de örgütlü bir hareket de olmayabilir. Belki de birileri durumdan görev çıkarıyor da olabilir. Ama sonuç itibarı ile ülkemizde bir susturma gayreti olduğunu apaçık görüyoruz. Kısa bir dönem önce Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, Türk Polisi'ni de ele geçirdiğini düşünen, diğer kurumlarda zaten var olduğuna emin olan birileri ne oldu? Ülkenin yetiştirdiği bir takım değerleri istediği gibi harcayan o grup nerede şimdi? Yani, yaşamın ne getireceği hiç belli olmaz, hiç de belli değil. Stadyumlardaki feryadı duymazlıktan gelip amigoları susturmak nasıl bir iş? Bunun gibi bir çok susturma örnekleri görüyoruz. Gerçekten bu susturmaların nasıl bir işe yarayacağını bilmeden mi bu hareketler yapılıyor, doğrusu sormadan edemiyorum. Bu devirde, yani iletişimin sınırsız olduğu bu dönemde, iletişim kanallarının çokluğu, çeşitliliği nedeni ile dünyanın küçüldüğü böyle bir zamanda insanları susturma gayreti boşa harcanan çabadır. Gerçekten rica ediyorum; bu boşa harcanan çabaları göstermek yerine insanların feryatlarına, isteklerine kulak vermek herkes için mutlaka daha yararlı olacaktır. Şu hakkı teslim etmek zorundayım; eleştiri başka, hakaret başkadır. Elbette hakaret etmek kimsenin hakkı olamaz. Hakaret konusunda yapılacak engellemelere sonuna kadar varım. Ama eleştiri konusu için aynı şeyi düşünemem. Bu nedenle eleştiriyi engellemek değil, aksine eleştiriden yararlanmak gerektir. Koskoca bir ülkeyiz, koskoca bir toplumuz ve tarihin en hareketli milletiyiz. Bu durumda elbette herkesin aynı düşüncede olmasını bekleyemeyiz. Ama, bu durumun da bir ölçüsü vardır ve olmalıdır da. Bu ölçülerden biri de bu ülkede Türk Milleti'ni yok saymak gibi bir gaflettir. Yani, bir takım sözleri yasaklarken, bir takım düşünceleri engellerken Türk Devlei'nde Türk Milleti'ne hakarete de razı olamayız. İşte düğüm noktası burasıdır. Bu ülkede hiç bir iş, hiç bir değişiklik - ki Anayasa değişikliği dahil - bu Devlet'in Türk Devleti olduğu gerçeğini de-ğiş-ti-re-mez. Bir taraftan Türk Devletler Teşkilâtı içerisinde en faal görevleri üstleneceğiz, bir taraftan da bu ülkede Türk Milleti'ni yok saymaya çalışacağız. Bunun akılla, mantıkla, gerçekle, tarihle, toplum bilimi ile bağlantısı olabilir mi? Geldiğimiz durumda, herkesin şapkasını önüne koyup yeniden durum değerlendirmesi yapması gerektir. Akdi takdirde batacak gemide hemen hemen hepimizin olacağını unutmamalıyız. Bu arada şu notu da eklemeliyim: Aferin Voleybolcu kızlarımıza. Şu zor dönemimizde hepimizin yüreğine birazcık olsun su serptiler.
Gündem
Özel
Spor
Ekonomi
Asayiş
Çevre
Yerel
Trend Haberler
Adana’nın Trafik Yükünü Hafifletecek Projede Plan Değişikliği Onaylandı
Adana’da O Yol İçin Düğmeye Basıldı! 5 Bin Metrekarelik Çalışma
Adana'nın Ana Arterlerinde Üç Şerit Devri Kapandı
Adanaspor'da Devir Krizi: Göleli, Akgül ile Anlaşın Dedi, Baynal'dan Sert Yanıt
Yüreğir Belediyesi’nde İstifa Depremi!
MHP Adana’da Yeni Yönetim Belli Oldu! Hakan Yıldırım Başkanlığındaki Kadro Dikkat Çekti
Yüreğir'de Flaş Gelişme: Seçim İptal Edildi, Koltuk AK Partili Tarık Özünal'ın Oldu!