Bir okulun başarısı, boyanan duvarlarla, yenilenen bahçe düzenlemeleriyle ya da sosyal medyada paylaşılan gösterişli fotoğraflarla ölçülmez. Bir okulun gerçek başarısı; öğrencilerinin akademik gelişimiyle, sosyal başarısıyla, aldığı eğitimin niteliğiyle ve mezun ettiği çocukların geleceğe ne kadar donanımlı hazırlandığıyla ölçülür.

Ne yazık ki Adana'da bazı okul yöneticilerine baktığımızda, eğitimden çok algı yönetimine önem verildiğini görüyoruz. Sosyal medya hesapları incelendiğinde neredeyse her gün aynı tür paylaşımlar karşımıza çıkıyor. Boyanan duvarlar, yenilenen sınıflar, yapılan çevre düzenlemeleri, dikilen çiçekler, değiştirilen tabelalar...

Elbette bunların yapılması önemlidir. Hiç kimse okulun bakımsız olmasını savunmaz. Ancak okul müdürlüğü sadece boya yaptırmak, duvar ördürmek ya da çevre düzenlemesi yaptırmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, o okulun eğitim seviyesini yükseltebilmektir.

Peki aynı müdürlerin kaç tanesi okulunun akademik başarısını paylaşıyor? Kaç tanesi öğrencilerinin sınav sonuçlarını, okuma alışkanlığını artırmak için yaptığı projeleri ya da eğitimde yakaladığı gelişimi kamuoyuyla paylaşıyor? İşte cevaplanması gereken soru budur.

Bir okulun en büyük reklamı, mezun ettiği başarılı öğrencileridir. Eğer öğrenciler başarılarıyla konuşulmuyorsa, sosyal medyada paylaşılan boya badana fotoğrafları gerçeği değiştirmez.

Daha da düşündürücü olan ise bazı öğretmenlerin, görev yaptıkları okulun bulunduğu bölgede yaşamalarına rağmen kendi çocuklarını çalıştıkları okula göndermek yerine farklı okulları tercih etmeleridir. Bu durum üzerinde herkesin düşünmesi gerekir. Bir eğitimci bile kendi okulunu çocuğu için yeterli görmüyorsa, burada sadece velilerin değil, eğitim yöneticilerinin de kendilerine şu soruyu sorması gerekir: "Biz nerede hata yapıyoruz?"

Eğitimde başarı; sosyal medya beğenileriyle değil, sınıflardaki öğrenme kalitesiyle ölçülür. Bir okulun duvarları pırıl pırıl olabilir ama sınıflarında akademik başarı istenilen seviyede değilse, o okulun asıl sorunu çözülmüş sayılmaz.

Artık eğitimde vitrin anlayışından vazgeçilmelidir. Okul yöneticileri enerjilerini kişisel tanıtıma değil; öğretmenlerin gelişimine, öğrencilerin başarısına, bilimsel ve sosyal projelere ayırmalıdır. Çünkü eğitim, reklamla değil emekle yükselir.

Adana'nın ihtiyacı daha fazla fotoğraf paylaşan okul müdürleri değil; öğrencilerinin başarısıyla adından söz ettiren okul yöneticileridir. Boya solar, duvar eskir, tabelalar değişir. Ama iyi bir eğitim, bir çocuğun hayatını sonsuza kadar değiştirir.

İşte asıl yatırım da, asıl başarı da budur.