Eskiden market raflarındaki fiyat değişiklikleri belirli dönemlerde olurdu. Asgari ücrete zam yapılır, yılbaşında yeni fiyat listeleri hazırlanır, en fazla yıl içinde bir iki kez etiketler değişirdi. Vatandaş da buna göre bütçesini planlardı.
Bugün ise durum çok farklı. Artık markete her gidişimizde yeni fiyatlarla karşılaşıyoruz. Hatta bazı ürünlerin fiyatı bir ay içinde iki kez değişebiliyor. Düzenli alışveriş yapanlar bunu zaten fark ediyor. İnanmayanlar ise online market uygulamalarında ürünlerin eski ve yeni fiyatlarını karşılaştırarak bu değişimi rahatlıkla görebilir.
Pandemi süreci, depremler, döviz kurundaki dalgalanmalar, artan üretim ve enerji maliyetleri elbette fiyatları etkileyen önemli nedenlerdi. Ancak bu gerekçeler zamanla neredeyse her fiyat artışının ortak bahanesi haline geldi. Zamlar peş peşe geldi, etiketler defalarca değişti.
Daha da düşündürücü olan ise toplumun bu duruma alışmış olması. Artık insanlar markette zamlı etiketi görünce şaşırmıyor. Sadece iç geçirip, "Nasıl geçineceğiz?" diye düşünüyor ve hayatına devam ediyor. Çünkü itiraz etse de etmese de alışveriş yapmak zorunda. Gıda, temizlik ve temel ihtiyaçlar ertelenemiyor.
Asıl sorgulanması gereken nokta ise şu: Fiyatların bu kadar kısa aralıklarla değişmesi gerçekten normal mi? Her artış maliyetlerden mi kaynaklanıyor, yoksa fırsatçılık yapanlar da var mı? İşte bu soruların cevabını vatandaş değil, denetim mekanizmaları vermeli.
Serbest piyasa ekonomisi, denetimsizlik anlamına gelmez. Haksız fiyat artışlarının önüne geçmek, tüketiciyi korumak ve piyasanın adil işlemesini sağlamak devletin en temel görevlerinden biridir. Denetimler sadece şikâyet olduğunda değil, düzenli ve etkili şekilde yapılmalıdır. Haksız kazanç elde edenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanmadığı sürece etiket oyunlarının önüne geçmek mümkün olmayacaktır.
Vatandaşın istediği şey çok basit; her gün değişen etiketler görmek değil, öngörülebilir ve makul fiyatlarla alışveriş yapabilmek. Çünkü sürekli değişen fiyatlar sadece mutfak bütçesini değil, insanların geleceğe olan güvenini de tüketiyor.
Artık raflardaki etiketlerden çok, o etiketlerin neden bu kadar sık değiştiğinin konuşulması gerekiyor. Ekonomide güvenin ilk şartlarından biri istikrardır. İstikrarın olmadığı yerde ise vatandaşın cebi her geçen gün biraz daha hafiflemeye devam eder.