Adana Şehir Hastanesi’nde hasta yakını ile asistan doktor arasında yaşanan ve karakolda son bulan tartışma, sağlık sistemimizde uzun zamandır konuşulması gereken bir sorunu yeniden gündeme taşıdı.
Hasta, muayene olmak istediği doktora gerçekten ulaşabiliyor mu?
Sağlık hizmeti, yalnızca bir muayene odasına girip birkaç soru cevaplamak değildir. Sağlık hizmeti; güvenmektir, kendini anlatabilmektir, mahremiyetini koruyabilmektir. Hele ki kadın doğum gibi kişisel hassasiyetlerin en üst düzeyde olduğu bölümlerde, hastanın kendisini rahat hissedeceği doktoru tercih etmesi son derece doğal...
Elbette asistan doktorlar sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası onlar da mesleklerini öğrenmek, tecrübe kazanmak, hastaları dinlemek ve uygulamalı eğitim almak zorundalar. Hiç kimse doktor adaylarının yetişmesine karşı çıkmıyor. Tam tersine, iyi yetişmiş hekimler hepimizin ihtiyacı.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek var: Eğitim ihtiyacı ile hastanın tercih hakkı birbirine feda edilmemelidir.
Hasta neden doktorunu görmek istiyor?
Bugün birçok hasta, randevu alırken belirli bir doktoru tercih ediyor. Çünkü o doktora güveniyor, geçmişte tedavisini o doktor yürütmüş oluyor veya özel hayatına ilişkin sorunlarını yalnızca o hekimle paylaşmak istiyor.
Özellikle kadın doğum polikliniklerinde, kadın hastaların erkek doktora muayene olmak istememesi ya da yalnızca kadın hekim tercih etmesi anlaşılması gereken bir durumdur. Bunun altında kişisel inançlar, geçmişte yaşanan travmalar, mahremiyet kaygıları veya yalnızca kişinin kendi tercihi bulunabilir.
Bir kadının muayene sırasında kendisini rahat hissetmek istemesi, asla küçümsenecek bir talep değildir. Aynı şekilde, herhangi bir hastanın kendisini güvende hissettiği hekimi seçmek istemesi de sağlık hizmetinin insani boyutunun bir parçasıdır.
Hastaneye giden vatandaş, “Ben şu doktora randevu aldım, derdimi ona anlatmak istiyorum” dediğinde karşısında yalnızca asistanı buluyorsa, doğal olarak hayal kırıklığı yaşayabiliyor. Hele bu durum defalarca tekrar ediyorsa, hastanın sağlık sistemine olan güveni de zedeleniyor.
Şehir hastaneleri, büyük kapasitesi ve modern imkânlarıyla sağlık hizmetlerinde önemli bir yere sahip. Ancak büyük binalar, gelişmiş cihazlar ve geniş poliklinikler tek başına kaliteli sağlık hizmeti anlamına gelmiyor. Hastanın karşısında kendisini dinleyen, sorularına cevap veren ve tedavi sürecini anlatan bir doktor olmalı. Asistan doktorun ön değerlendirme yapması, hastanın şikâyetlerini dinlemesi ve eğitim amacıyla muayene sürecine katılması elbette mümkün. Fakat hastanın talep ettiği uzman hekimin de sürece dâhil olması gerekiyor.
Bir hasta, doktoruna ulaşmak için günlerce randevu bekliyor, hastaneye gidiyor, sıra bekliyor ve sonunda derdini anlatamadan geri dönüyorsa burada ciddi bir iletişim sorunu var demektir. Doktorlar hastalar için ulaşılmaz bir makam olmamalı.
Bu sorunun çözümü için hastane yönetimlerine, İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Sağlık Bakanlığı’na önemli görevler düşüyor. Hastaların hangi durumlarda asistan doktor tarafından değerlendirileceği, hangi aşamada uzman hekimin muayeneye katılacağı ve hastanın doktor tercihlerinin nasıl dikkate alınacağı konusunda açık ve anlaşılır düzenlemeler yapılmalı.
Özellikle kadın doğum gibi mahremiyetin ön planda olduğu bölümlerde, hastanın cinsiyet tercihi ve doktor seçimi mümkün olduğunca dikkate alınmalı. Elbette sağlık hizmetinin aciliyeti, personel imkânları ve tıbbi gereklilikler de göz önünde bulundurulmalı. Ancak hastanın tercihi, daha en baştan yok sayılmamalı. Asistan doktorlar eğitim alacak, tecrübe kazanacak. Buna kimsenin itirazı yok. Fakat bu eğitim süreci yürütülürken hastanın rızası, mahremiyeti ve hekim tercihleri de korunmalı.
Bir hastanın doktoruna derdini anlatabilmesi, bazen tedavinin kendisi kadar önemli çünkü insan, en hassas anında karşısındaki sağlık çalışanına güvenmek ister.
Bugün yaşanan tartışmaları yalnızca bir hasta yakını ile doktor arasındaki anlaşmazlık olarak değerlendirmek kolaycılık olur. Asıl mesele, sağlık sisteminde hasta ile hekim arasındaki iletişimin nasıl güçlendirileceğidir.
Kimse asistan doktorları hedef göstermemeli. Kimse sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti veya saygısızlığı savunmamalı. Ancak sağlık çalışanlarının da hastaların kaygılarını, taleplerini ve mahremiyet hassasiyetlerini anlaması gerekiyor.
Herkesin bilmesi gereken konu var o da hastaneye gelen vatandaş, oraya bir lütuf istemeye değil, sağlık hizmeti almaya geliyor. Hastalar doktorlarına ulaşabilmeli, doktorlar da hastalarını dinleyebilmeli. Sağlık sisteminin merkezinde bina değil, insan olmalı.