Adana'da yaz denince akla sadece kavurucu sıcaklar gelmez. Bu topraklarda yaz; tarlada alın teri, bahçede bereket, sokaklarda biber ve domates kokusu, evlerin önünde güneşe serilmiş salçalar demektir. İşte o özlenen günler yeniden geldi. İlk ürünler hasat edilmeye başlandı, Adana'nın meşhur salçası için sezon kapılarını açtı.
Salça, Adanalı için sadece sofraya lezzet katan bir ürün değildir. O; yıllardır nesilden nesile aktarılan bir gelenek, yaz mevsiminin en güzel telaşı ve Çukurova'nın bereketini yansıtan eşsiz bir kültürdür.
Adana'da salça yapımının en önemli özelliği ise doğallığıdır. Tarlalardan toplanan biberler ve domatesler önce çekim merkezlerinde ya da biber çekim makinelerinde ezilerek salçalık hale getirilir. Ardından tuzu eklenir ve geniş tepsilere ya da örtülere ince tabakalar halinde serilir. Gerisini ise Adana'nın yakıcı güneşi yapar. Günler boyunca güneşin altında olgunlaşan salça, hiçbir kaynatma işlemine ihtiyaç duyulmadan doğal kıvamına ulaşır. İşte Adana salçasını diğer birçok salçadan ayıran en önemli özellik de budur.
Bu günlerde mahalle aralarında, köylerde ve avlularda aynı manzara yaşanır. Güneşe serilmiş kıpkırmızı salçalar, yazın en güzel renklerinden birini oluşturur. Komşular birbirine yardım eder, salçalar birlikte karıştırılır, imece kültürü yeniden hayat bulur. Çocukluğumuzun yaz tatillerini hatırlatan bu görüntüler, Adana'nın yaşayan geleneklerinden biridir.
Çukurova'nın bereketli topraklarında yetişen kaliteli biber ve domates, Adana güneşiyle buluşunca ortaya eşsiz bir lezzet çıkar. Bu nedenle Adana salçası yıllardır Türkiye'nin dört bir yanında sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Yeni sezonun üreticiler için bereketli, kazançlı ve verimli geçmesini diliyoruz. Çiftçinin emeğinin karşılığını aldığı, tüketicinin de kaliteli ürüne ulaşabildiği bir sezon, herkes için mutluluk demektir.
Çünkü Adana salçası yalnızca bir gıda ürünü değildir. O; toprağın bereketi, güneşin gücü, üreticinin alın teri ve bu şehrin köklü kültürünün en lezzetli simgelerinden biridir. Adana'da salçayı pişiren kazanlar değil, Çukurova'nın yakıcı güneşidir.