Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en önemli alandır. Bu nedenle okulların başarısı sadece öğrencileri ve velileri değil, bütün toplumu ilgilendirir. Ne yazık ki bugün birçok ilde olduğu gibi Adana'da da akademik başarı açısından beklentilerin oldukça altında kalan okullar bulunuyor. Bu tabloyu görmezden gelmek ise geleceğimizi görmezden gelmektir.

Her yıl binlerce öğrenci LGS ve YKS gibi hayatlarını doğrudan etkileyecek sınavlara hazırlanıyor. Ancak aynı şehirde bazı okullar önemli başarılar elde ederken, bazı okullar yıllardır aynı düşük başarı tablosunu sürdürüyor. Bu durumun nedenleri mutlaka bilimsel verilerle incelenmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.

Bir okulun başarısı ya da başarısızlığı yalnızca sınav sonuçlarıyla açıklanamaz. Öğrencilerin sosyoekonomik koşulları, okulun fiziki imkânları, öğretmen kadrosu ve bölgesel farklılıklar da önemli etkenlerdir. Ancak bütün bu faktörler dikkate alınarak bile sürekli düşük performans gösteren okulların durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve il milli eğitim müdürlüklerinin düzenli performans analizleri yapması, akademik gelişimi yıllar içinde takip etmesi ve desteğe ihtiyaç duyan okullar için özel iyileştirme programları hazırlaması büyük önem taşımaktadır. Amaç suçlu aramak değil, sorunun nedenlerini ortaya çıkarıp çözüm üretmektir.

Okul yöneticiliği sadece bina yönetmek değildir. Bir okul müdürünün en önemli görevi, eğitim ortamını geliştirmek, öğretmenleri desteklemek ve öğrencilerin başarısını artıracak bir iklim oluşturmaktır. Elbette okulun fiziki şartlarının iyileştirilmesi de önemlidir. Ancak duvar boyamak, bahçe düzenlemek ya da sosyal medyada yapılan çalışmaları paylaşmak tek başına eğitim başarısını yükseltmez.

Velilerin ve kamuoyunun da okulların gerçek performansını görebilmesi için şeffaf değerlendirme mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Başarısı sürekli yükselen okullar örnek gösterilmeli, geride kalan okullar ise bilimsel yöntemlerle desteklenmeli ve gelişimleri yakından takip edilmelidir.

"Nasıl olsa devlet okulu" anlayışı hiçbir zaman başarısızlığın mazereti olamaz. Devlet okulları, milyonlarca öğrencinin eğitim aldığı kurumlardır ve bu nedenle en yüksek kalite standartlarını hedeflemek zorundadır. Eğitimde fırsat eşitliği ancak nitelikli devlet okullarıyla sağlanabilir.

Artık eğitimde yalnızca yapılan fiziki yatırımlar değil, öğrencilerin akademik gelişimi, okuma becerileri, sosyal başarıları ve mezuniyet sonrası elde ettikleri sonuçlar da düzenli olarak değerlendirilmelidir. Çünkü geleceğimizi şekillendirecek olan, boyalı duvarlar değil; iyi yetişmiş çocuklardır.

Eğitimde başarı tesadüf değildir. Planlama, denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlikle elde edilir. Geleceğe güçlü bir Türkiye bırakmanın yolu da her okulun, her yöneticinin ve her eğitim paydaşının bu sorumluluğu taşımasından geçmektedir.