5ocakgazetesi.com
2000'li yılların başlarında Adana'nın çehresini değiştirecek en büyük hamlelerden biri olarak duyurulan Sinanpaşa kentsel dönüşüm projesi, başlangıçta hem bölge halkı hem de gayrimenkul sektörü tarafından büyük bir heyecanla karşılanmıştı. TOKİ, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Yüreğir Belediyesi arasında imzalanan çoklu protokoller, bölgenin tamamen modernize edilmesini, yeşil alanlarla desteklenmiş güvenli konutların inşa edilmesini hedefliyordu. Ancak zaman içerisinde değişen yönetimler, artan inşaat maliyetleri ve hak sahipleriyle yaşanan kamulaştırma anlaşmazlıkları, süreci içinden çıkılmaz bir hukuki düğüme dönüştürdü. Yıkımların sadece parça parça yapılabilmesi ve projenin bir türlü bütüncül bir inşaat aşamasına geçememesi, Sinanpaşa'yı planlı bir şantiye alanından ziyade terk edilmiş bir harabeye çevirdi.
Şehrin Merkezinde Ortaya Çıkan Çöküntü Alanı
Hukuki ve idari çıkmazların sahaya yansıması ise bölge halkı için çok daha ağır oldu. Kısmen yıkılmış binalar, kolonları açıkta kalmış boşaltılmış evler ve devasa moloz yığınları arasında yaşam mücadelesi veren az sayıdaki mahalle sakini, kentsel çöküntünün getirdiği asayiş ve halk sağlığı sorunlarıyla baş başa kaldı. Şehrin vitrini sayılacak bir noktada, her gün on binlerce aracın ve turistin geçtiği ana arterlerin hemen yanı başında yükselen bu savaş alanı görüntüsü, Adana'nın marka değerine büyük bir darbe vuruyor. Diğer yandan, evlerini proje umuduyla yıllar önce boşaltan hak sahipleri ise bir türlü temeli atılamayan yeni konutları nedeniyle nesilden nesile aktarılan derin bir ekonomik mağduriyetin pençesinde kurtuluş bekliyor.
Çözüm İçin Ortak İrade Beklentisi
Adana kamuoyu, esnaf odaları ve şehir plancıları, Sinanpaşa'daki bu yirmi yıllık ayıbın artık kurumlar arası yetki tartışmalarına veya bütçe mazeretlerine kurban edilmemesi gerektiği konusunda birleşiyor. Vatandaşlar, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin tüm bürokratik engelleri aşarak bu bölgeye acil ve kesin bir neşter vurmasını talep ediyor. Şehrin tam kalbinde yer alan, turizm ve ticaret aksının kesişim noktasındaki bu paha biçilemez arazinin; hem hak sahiplerini daha fazla mağdur etmeyecek hem de Adana'nın modern silüetine yakışacak bir projeyle kente kazandırılması gerekiyor. Aksi takdirde Sinanpaşa, kentsel dönüşüm kelimesinin Adana'da yarattığı güvensizliğin en somut anıtı olarak nehir kıyısında durmaya devam edecek.




