5ocakgazetesi.com

Dünyanın önde gelen metropollerinde şehir içinden geçen su yolları, alternatif toplu taşıma hatları ve devasa turizm gelirleri yaratırken; Adana'da nehrin ulaşım ve ticaret amacıyla kullanılması fikri sadece seçim dönemlerinde tozlu raflardan indirilen bir vizyon olmaktan öteye gidemiyor. Yıllardır kentin gündemini meşgul eden nehir taksileri, kıyı marinaları ve su üzeri yaşam merkezleri projeleri, sahadaki krizler aşılamadığı için gerçeğe dönüşemiyor.

Seçim Meydanlarının Değişmez Sloganı: "Suyla Barışan Şehir"

Adana siyasi tarihine ve yerel yönetimlerin geçmiş vizyon belgelerine bakıldığında, Seyhan Nehri'ni aktif bir cazibe merkezine dönüştürme fikrinin oldukça eski olduğu görülüyor. Hemen her yerel seçimde adayların "Adana'yı suyla barıştıracağız" sloganıyla sunduğu görkemli maketler, nehir üzerinde süzülen gondolları, Merkez Park kıyısına yanaşan nehir taksilerini ve Yüreğir yakasını canlandıracak butik iskeleleri içeriyordu. Sadece siyasiler değil, kentin önde gelen sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası da bu potansiyeli harekete geçirmek için çeşitli mimari yarışmalar düzenleyerek entegre kıyı tasarımları hazırladı. Ancak bu heyecan verici taslaklar, kentin ortak bir icraat iradesi gösterememesi nedeniyle hiçbir zaman beton ve çeliğe dökülemedi.

İman Gazali Hıradağ’a Teşekkür...
İman Gazali Hıradağ’a Teşekkür...
İçeriği Görüntüle

Projeleri Boğan Bürokratik Düğüm ve Teknik Engeller

Bu büyük kentsel dönüşümün önündeki en büyük bariyer, sanılanın aksine sadece finansman eksikliği değil, çok başlı bürokratik yapıdır. Seyhan Nehri'nin yatağı, kıyı şeritleri ve su yönetimi tek bir kurumun inisiyatifinde bulunmuyor. Devlet Su İşleri (DSİ), Milli Emlak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki yetki karmaşası, nehir üzerine sabit bir ticari iskele çakılmasını dahi hukuki bir kriz haline getiriyor. Buna ek olarak, baraj kapaklarının tarımsal sulama ve enerji üretimi planlamalarına göre açılıp kapanması, nehirdeki su seviyesinin yıl içinde sürekli ve keskin şekilde değişmesine yol açıyor. Su rejimindeki bu istikrarsızlık, teknik olarak düzenli bir su taşımacılığı altyapısı kurmayı zorlaştıran en büyük mühendislik bahanesi olarak masaya sürülüyor.

Eskişehir Başardı, Adana Sadece İzliyor

Adana'nın bu atıl tablosu, Türkiye'nin farklı coğrafyalarındaki başarılı örneklerle kıyaslandığında vizyon eksikliğini daha da netleştiriyor. İçinden geçen daracık Porsuk Çayı'nı gondollarla ve gezi tekneleriyle bir turizm markası haline getiren Eskişehir modeli ortadayken, çok daha geniş ve debisi yüksek Seyhan Nehri'nin sadece etrafında yürüyüş yapılan bir su birikintisi muamelesi görmesi büyük bir ekonomik kayıp anlamına geliyor. Eğer nehir taksileri ve marina projeleri hayata geçirilebilseydi, köprülerdeki ağır araç trafiği hafifleyecek, Seyhan ile Yüreğir arasında çevreci bir ulaşım koridoru açılacak ve Adana, yerli turistler için çok daha cazip bir açık hava destinasyonuna dönüşecekti. Şehir planlama uzmanları, Adana'nın bu tarihi fırsatı daha fazla kaçırmaması ve kurumlar arası bir uzlaşmayla nehrin kente entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Metin Maracı