Adana'nın yıllar önce büyük umutlarla kazandığı Dinazor Park, bugün sessizliğe gömülmüş durumda. Bir zamanlar çocukların kahkahalarının yankılandığı, ailelerin hafta sonlarını geçirmek için tercih ettiği bu alanın kapısına bugün kilit vurulmuş olması, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.

Biz bu konuyu ilk kez gündeme getirmiyoruz. Defalarca haber yaptık, köşe yazıları yazdık. "Bu yatırım neden işletilemiyor?", "Bu kadar büyük bir alan neden atıl durumda?" diye sorduk. Ancak aradan geçen zamana rağmen kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama ya da somut bir adım göremedik.

Oysa Dinazor Park, sıradan bir park değildi. Adana'nın turizm potansiyeline katkı sağlayabilecek, çocuklara eğitici ve eğlenceli vakit sunabilecek, çevre illerden ziyaretçi çekebilecek önemli bir projeydi. Böyle bir yatırımın kaderine terk edilmesi, sadece boşa harcanan bir bina değil; boşa harcanan kamu kaynağı, emek ve umut demektir.

Asıl sorulması gereken soru şudur, neden?

Bu kadar geniş bir alan gerçekten yeniden değerlendirilemez mi?

Çocuklara yönelik bilim merkezi, doğa ve macera parkı, teknoloji atölyeleri, açık hava etkinlik alanları, festivaller, kültür organizasyonları ya da özel sektör iş birliğiyle yeniden işletilecek bir yaşam merkezi hâline getirilemez mi?

Bugün Türkiye'nin birçok şehrinde benzer alanlar belediyeler ve özel sektör ortaklığıyla yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Kapanan tesisler restore ediliyor, yeni konseptlerle vatandaşın hizmetine sunuluyor. Adana neden bunu başaramasın?

En acısı ise böylesine büyük bir yatırımın çürümeye terk edilmesidir. Kullanılmayan her gün, tesis biraz daha yıpranıyor. Demir paslanıyor, binalar eksiliyor, çevre bakımsızlaşıyor. Oysa kullanılmayan her yatırım, her geçen gün daha fazla maliyet oluşturuyor. Adana'nın çocukları böyle bir alanı hak ediyor. Aileler güvenle vakit geçirebilecekleri sosyal yaşam alanlarını hak ediyor. Şehrin ekonomisi de yeni cazibe merkezlerini hak ediyor.

Dinazor Park'ın bulunduğu alan, doğru planlama ve profesyonel bir işletme anlayışıyla yeniden ayağa kaldırılabilir. Yeter ki bu konuda güçlü bir irade ortaya konsun. Belki mevcut konsept güncellenir, belki tamamen farklı bir proje geliştirilir. Ama en azından orası yeniden yaşayan, nefes alan ve şehre değer katan bir merkeze dönüştürülmelidir.

Çünkü en büyük israf, yapılmayan yatırım değil; yapılan yatırımın göz göre göre çürümesine seyirci kalmaktır.

Artık Adanalılar haklı olarak şu soruyu soruyor: Dinazor Park'ın akıbeti ne olacak?

Bu soru cevapsız bırakılmamalı. Çünkü mesele yalnızca kapısına kilit vurulmuş bir park değil; Adana'nın geleceğine, şehir vizyonuna ve kamu kaynaklarının nasıl değerlendirildiğine dair önemli bir sınavdır.

Umarız bir gün o kapılar yeniden açılır. Çocukların kahkahaları yine o alanda yankılanır ve bugün "atıl yatırım" diye anılan Dinazor Park, yeniden Adana'nın gurur duyduğu projelerden biri haline gelir. Çünkü kaderine terk edilen her yatırım, aslında biraz da şehrin geleceğinin terk edilmesi anlamına gelir.