-Sigara sağlığa zararlı imişşşş..

-Öldürür müşşş..

-Dikkat edilsin mişşş..

-Etmeyenler, doğduklarına pişman edilir mişşş..

-Pişman olmamak için direnenler de hayatlarının en büyük para cezaları ile cezalandırılır mışşş..

Kim diyor bunu?

-Sağlığa "en tepe noktadan" bakanlar..

Diyor da ne oluyor?

-Hiç birşey olmuyor amma; "piç birşey" olma yolunda Hüseyin Bold hızında koşuyor..

Emir var güya..

Hani nerede?

-O emre uyan, o emri gören, o emri bilen ve o emre şahitlik eden var mı?

-Yok.

Ne var?

-Miş var, mış var, boş lakırdı var.

Üstten bakın, alttan bakın, sağdan bakın, soldan bakın karşınıza "lakırdı" çıkar..

Muhatap da odur, yetki ile donatılan da odur çünkü..

**

Bu hassas işin "caydırıcı olmasını" sağlamak, kıraathanelerin duvarlarına "sigara içilmez" levhaları astırmakla olmaz, o-la-maz arkadaş..

-İnsan sağlığını önemli ölçülerde ilgilendiren bu işi nihayete erdirmek, çok sıkı denetimler yapmakla, o işe "adam gibi" sarılmakla, sahiplenmeyle olur arkadaş..

-Arkalarda durmakla, nalıncı keseri pozizyonuna düşmekle, nal toplamakla asla olmaz arkadaş..

Sigara sağlığa zararlı ise, (ki bana göre de öyle) o zaman "yapılması gereken" neden yapılmaz?

**

Neymiş efendim, sigara çok melun bir şey mişşş..

İyi de arkadaş;

-Gerçeğin böyle olduğunu en iyi bilen ve kabul edenler "sağlığın en tepe noktasında oturan kişiler" değil mi yahuu?

**

Gerçeğin ne olduğunu söyleyip, NOKTA'yı da koyayım;

-"Gidin denetim yapın" diye yollanan kişiler, kıraathaneleri ağızlarındaki sigara ile denetlerken, kendilerini sorumlu hisseden sorumsuzlar da

"üç maymunu" oy-nu-yor!