-Kim ki adil bir yönetim gösterir..

-Kim ki arkasında agası, dayısı, emmisi, kirvesi olmayanların yanında durur..

-Kim ki haklının hakkına kavuşması için mücedele verir..

-Ve kim ki yürekli davranır, yürekten haykırır, yürekten tavır alır..

-Onlara saygı duyar, başımı eğer, "helal olsun" der, avuçlarım kızarana dek alkışlarım.

Birini, ötekinden ayırmadan, ayrıştırmadan, tüm belediyelerde zabıta görevi yapanlara, onların başında BAŞ olduklarını sananlara sormak isterim;

-HOROZ'larınız neden her daim garibin, fakirin, fukaranın, gurabanın kümesinde öter?

-BOZA'nızı neden onların ensesinde pişirirsiniz?

-Neden Saydam?

-Neden Mirzeçelebi? -Neden Kocavezir? -Neden Şakirpaşa

-Neden Fevzipaşa?

-Neden Kuruköprü?

-Neden Hurmalı?

-Neden Sinanpaşa?

-Neden Yavuzlar?

-Neden Akıncılar?

-Neden arkadaş neden?

Ziyapaşa'ya, Gazipaşa'ya, Atatürk Caddesi'ne.. "Elit ve etkin noktalara gitmiş olmak için gitmeyin." Oralarda da esip gürleyin.. Kimsenin gözünün yaşına bakmayın.. Oradakilerin de masalarını, sehpalarını, sandalyelerini, ışıklı levhalarını, saksılarını toplayıp aracınıza atın ve zabıta merkezine getirin..

Daha da önemlisi;

-Baskın yapacağınızı "enseleri kalın ağır abilerinize" bir gün önceden haber vermeyin..

-Yukarıda Allah var deyin.. Ar edin, hayâ duyun..

Ve, ve, ve;

-HOROZ'larınızı, "arkasında kimseleri olmayanların" kümesinden çekin...!