Eskiler iyi tanır.
Bir “6 parmak Mahmut”umuz vardı.
Bora Reklam Mahmut (Yücel)
Rahmetli Recai Tansuğ abimizin sağ kolu, sonradan da Bora Reklam’ın sahibi.
Müthiş bir Adanalı’dır.
“Adana’m olsan sen” başlıklı güzel bir yazı yollamış.
Kendinin mi, bir yerden mi arakladı ?
Yoksa eşi Gülsen Hanım için mi yazdı, bilmiyorum.
Beğendiğim için, sizler de okuyun diye yayınlıyorum.
Adana’m olsan sen
Alsam diyorum seni
Tepebağ yokuşundan, Kayalıbağ’a
Hasretlikten çıkmış, sevdalılar misali
Daracık, sımsıkı sarılmış sokaklarda
Kollarımı dolamamış gibi beline
Baksam gözünün derinliklerine.
Baksam geçmişime, geleceğime.
Baksam Adana’ma memleketime.
Bir yanım, Taşköprü’ye baksa,
Bir yanım eski Otogara kurulmuş Merkez Cami’ye.
Karşıda iki otel yükselmiş eskiye inat;
Birine Hilton demişler, birine Sheraton.
Seyhan deseler, Ceyhan deseler ne yakışırdı
Bu sessiz sözgün nehrin kenarına.
Artık dolaşmak istiyorum, feryat, figan etmeden.
Eski Baraj da olur. Mimar Sinan da
Hatta Fuzuli’de.
Galeria bile olur, Merkez Park bile…
Adana güzel ya,
Sen güzelsin ya yanımda,
İnsan da güzel oluyor hani.
***
Hani diyorum alsam seni.
Sen döşemeden gelsen, ben Reşatbey’den.
Şırdan, mumbar da yerim seninle,
Bol acılı, ekşili dürüm de…
Otursak Mesut’ta, İştah’ta, Asmaaltı’nda;
Yumulsak kebaba, kokusunu sinemize çekerek.
Yok, Arasta’ya da gideriz,
Ciğerini bile yeriz memleketin.
Ha; Dörtyolağzı’na
Sadık Onbaşı’ya da giderdik,
Eski Baraj’da Halil Genç’e.
İki kişilik yarıştan gümüş madalya ile dönen Adana’nın gururu
Tefo Memet’e de…
Onların adı kaldı anılarda.
(Devam Edecek)