Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel TBMM’ de ilk halka açık grup toplantısında Yeni Parti’nin yol haritası ve özellikle de üyelik, yönetim sistemi üzerine açıklamalar yaptı.

Konuşmasının en can alıcı bölümü Mahalle Meclisi ve bunlara bağlı olarak kurulacak İlçe ve İl Meclisleriyle ilgili olanıydı.

Kuruluşunu milletin yaptığı Yeni Parti’de her koşulda milleti dinleyen bir yönetim hedefliyoruz dedi.

Genel Başkan dâhil tüm örgüt yöneticilerinin, belediye başkan ve meclis üyeleriyle milletvekillerinin tüm üyelerin katılımıyla yapılacak seçimlerle belirlenecek olması elbette siyasi hayatımızda çok önemli bir değişim.

Ancak gerek ilçe ve il meclislerinin oluşması gerekse yerel ve genel seçimlerde aday belirleme yönteminin daha açık ve net bir dille belirlenmesi ve kamuoyuna açıklanması gerekir.

Bilindiği üzere şimdi Yeni Parti, geçmişte CHP üyesi olanların içerisinde siyaseti bir meslek olarak gören ve başkaca elinden bir iş gelmeyenlerin sayısı hayli yüksek.

Daha da önemlisi bu siyasi rantçılar şimdiye kadar partinin tüm kılcal damarlarına kadar

öyle sızmışlar ve kuşatmışlar ki bunlardan acilen kurtulmak gerekiyor.

İçinde bulunduğumuz hassas dengeleri dikkate alırsak yeni kurulan bir partide bunları gerçekleştirmek çok kolay olmayacak.

Kendilerini içinde yer aldığı partiyle birlikte devletinde sahibi gibi gören, bulundukları siyasi konum ya da statüyü kazanılmış bir hak olarak kabul eden, dolayısıyla bundan vazgeçmeyerek neredeyse babadan oğula devreden bu zihniyet ne yazık ki mevcut partilerin çoğunda olağan bir kültür haline gelmiş.

Şimdi bu kültürü yerle bir edip yeni nesil bir siyaset tarzını benimsetmek doğal olarak zor olacak ve zaman alacak.

Bunu zamana yayarak yapamazsınız, çünkü bu kirli siyasetin izleri öylesine derinlere kök salmış ki her türlü tuzağa düşebilirsiniz.

Yok, eğer “hazır başlamışken bu safralardan bir defada kurtulalım ve yeni nesil siyaseti kurumsal hale getirelim “diyorsanız da çok kararlı davranmak zorundasınız.

“Delegelik sistemini terk etmek” kavram olarak çok cazip ve etkileyici geliyor. Ama bunu nasıl yapacağınızı kurultayda son halini alacak tüzüğe ve programa yansıtmak gerek.

“Darbecilerden, butlancılardan kurtulun, Yeni Partiye buyurun.”

Özgür Özel’in yaptığı bu çağrıdaki samimiyetine yürekten inanıyorum.

Ancak butlancılar ve darbeciler şimdilik partinin dışındalar ve bence saraydan aldıkları güç ve talimatla görev yapıyorlar.

Bence asıl tehlike içerdeki değişimci görünümlü muhafazakâr gericiler.

Değişimin ruhunu kavrayamamış ya da kişisel hırs ve çıkarları gereği koltuk kavgası verenler bir yana hala bilinçaltında ırkçılık, Kürt düşmanlığı ve biatçılık yatan bir güruh aportta bekliyor.

İnsanı ve emeği odağına almış, bu ülkede yaşayan tüm yurtseverlerin, devrimcilerin ve hatta sosyalistlerin de içinde yer alacağı bir kitle partisi, sözünü ettiğimiz o siyasi ayrık otlarının işine gelmez.

İşte bu safralardan kurtulmak, ayrık otlarını temizlemek, iktidarı hedefleyen, barış ve demokrasiyi önceleyen bir Yeni Parti’nin yapması gerekenler.

-Öncelikle tüm üyelerin söz ve karar sahibi olacağı bir yönetişim sistemiyle hızlı karar alma ve özgün koşullar nedeniyle kısır tartışmalardan kaçınmak gerekir.

Aslında keşke belli süre çeşitli kademelerde partiden beslenmiş, eskimiş yüzlerin kendiliğinden yerlerini yeni yüzlere bırakması en doğru olanı da bunun olmayacağını hepimiz biliyoruz.

-O zaman yapılması gereken bu görevlerde iki dönemini tamamlamış herkesin içinde yer alacağı İlçe meclislerini kurumsal hale getirmek. Bu meclisler içerisinde değişik alanlarda alt çalışma grupları oluşturmak ve görevini tamamlamış bu yöneticilerin otomatik olarak bu meclislerde yer almasını sağlamak.

O zaman görülecek gerçek yurtseverler, karşılıksız partiye ve ülkesine hizmet için siyaset yapanlar.

Ve hatta şimdiden geçmişte milletvekilliği, belediye başkanlığı, meclis üyeliği, ilçe ve il başkanlığı yapmış olanları bu mahalle meclislerinin doğal üyesi yaparak o engin bilgi birikimlerinden, deneyimlerinden yararlanmak gerekmez mi?

Bu ülkeye hizmet yalnızca milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi olunarak yapılmıyor.

Siyaset bir yaşam biçimidir ve hayatın her alanında insanlar kendi ilgi alanlarına yönelik sivil toplum örgütlerinde, meslek odalarında, platformlarda yeteneklerine uygun çalışmalara katılabilirler.

Parti üyeliği kuşkusuz önemlidir ancak siyasi partiler her önüne gelenin katılabildiği Mevlana’nın dergâhı da değildir. Her seçmenin parti üyesi olması gerekmez.

Seçmenlerin içerisinde parti program ve tüzüğünü benimsemiş ve çevresinde savunabilecek bilgi birikimine sahip, mutlaka parti organlarının birinde görev alan, düzenli aidat ödeyen insanlar parti üyesi yapılmalıdır. (devam edecek)