İktidar partisi AKP’nin Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanı seçtirebilmek adına başlattığı gece yarısı operasyonları ve özellikle CHP’li belediye başkanlarına yönelik hukuk dışı soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar sonunda partinin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel büyük olasılıkla Salı günkü grup toplantısında YENİ PARTİ’nin kuruluşunu açıklayacak.

Doğrusunu söylemek gerekirse muhalif çevrelerin büyük çoğunluğu da bu kararı sabırsızlıkla bekliyor.

Baba ocağını terk etmek doğru değil.” Türünden ayak diretmelerin ne anlamı ne de toplumda, parti tabanında karşılık bulmadığı görülüyor.

Kim ne derse desin, Özgür Özel; günahıyla, sevabıyla bu zorlu süreci çok iyi yönetti.

Türkiye’de Bülent Ecevit’in bir dönem estirdiği Karaoğlan rüzgarından çok daha güçlü bir rüzgar esmeye başladı, işçiden, emekçiden, köylüden, emekliden, emekten ve özgürlüklerden yana.

Hukuksal anlamda tüm yolların denendiği, bir yanıyla bu mücadelenin sürdürüleceği gerçeği bir yana ülkemizde umutların tükendiği, bıçağın kemiğe dayandığı, çocukların yatağa aç girdiği, ifade ve düşünce özgürlüğünün rafa kaldırıldığı, her sabah yeni bir operasyonla uyandığımız şu günlerde Yeni Parti yeni bir nefes olacak topluma.

Butlan kararıyla ilgili yapılan itirazın yargıtaya adli yıl tatilinden bir gün önce gönderilmesi zaten çok şeyi anlatıyor.

Mümkün olduğunca yapay gündemlerle muhalefeti oyalamak, enerjisini gereksiz konularla tüketmek isteyen saray yönetimine karşı toplumsal muhalefetin bir çatı altında örgütlenmesinin yolunu da açacak olan partinin adının Yeni olması yetmiyor.

Siyasi partiler ve seçim yasalarında yapılması zorunlu değişiklikleri bahane etmeden siyasi etik kurallarına uygun, siyasetin finansmanının şeffaf, aday belirlemenin tabanın iradesiyle gerçekleşeceği, siyasi birikim, liyakat ve emeğin önceleneceği bir siyasi parti yapılanması gerçekleştirilmelidir.

Kimileri kızacak belki ama altı oklu CHP bence miadını doldurdu.

Toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak, insan odaklı, emek eksenli, yönünü halka dönmüş bir siyasi partiyle CHP’nin geleneksel yapısı da korunabilir ama geniş emekçi yığınlarına yeni bir şeyler söylemek gerek.

Eğri oturup, doğru konuşalım.

Kitle partisi olarak CHP içerisinde kendi kişisel egolarını tatmin ya da kendisine bir statü edinmek ve çıkar uğruna sürekli partiyi kullanan ama ne partiye ne de topluma en küçük katkısı olmayan, sayıları da azımsanmayacak denli çok asalakları, ayrık otlarını temizlemek için de Yeni Parti bir fırsat olacaktır.

Geleneksel CHP içerisinde bunu gerçekleştirebilmenin ne kadar zor ve hatta imkansız olduğunu hep birlikte görüyor, yaşıyoruz.

Bunun en somut örneği butlancılar.

Geçmişte CHP’yi sömürenler, 5-6 dönem milletvekilliği, olmadı belediye başkanlığı yapan, genel merkez organlarının gedikli mensuplarından mevcut CHP çatısı içerisinde kurtulabilmek mümkün olamaz.

Onlar ki, bugün sarayla iş birliği yapıyorlar, sermaye çevreleriyle iş tutuyorlar, şu andan itibaren onlarla yol yürünmez.

Her türlü riski göze alarak kelle koltukta mücadele eden ve artık bir genel başkandan öte halk önderi haline gelen Özgür Özel’in de elini güçlendirme adına yeni bir partide daha halkçı, solcuların, devrimcilerin, sosyalistlerin de içinde yer alabileceği bir gerçek halk partisi kaçınılmazdır.

Bu işin aması fakatı kalmadı.

Ne butlancıların yalanlarına kanacak, ne sarayın oyalamalarına rıza gösterecek ne her gün artarak sürdürülen baskılara tahammül edecek; ne sabrımız ne zamanımız kaldı.

Hele de bu mücadeleyi erteleme, savsaklama, vazgeçme gibi bir lüksümüz kesinlikle yok.Her yeni siyasi hareket kendi içerisinde liderlerini, önderlerini de birlikte taşır.

Ancak biz biliyor ve inanıyoruz ki liderler kalıcı değildir.

Kalıcı ve sürdürülebilir olan fikirler, ilkeler, halkta karşılık bulan politikalar ve bunları gelecek kuşaklara taşıyacak kitlelerdir.

Özgür Özel’in başlattığı değişim ve iktidar yürüyüşü halkın büyük çoğunluğunda karşılık bulmuştur.

Bir çığ gibi büyüyüp sokaklara, meydanlara sığmayan halkın çığlığı tüm yurda yayılmış, o yıkılmaz sanılan kaleler yıkılmış, korku duvarları aşılmış, iktidar yürüyüşü geri dönülmez biçimde başlamıştır.

Sarayın kullanışlı aparatları da iktidar medyasının satılık kalemleri de bağımsızlığını yitirmiş yargıdan gelen adaletsiz kararlar da artık bu yürüyüşün önünde duramaz.

Düne kadar sessizce yatağında akan su artık sel olmuş, yatağından taşmış, iktidara giden yoldaki tüm engelleri temizleyerek umuda, özgürlüğe, barışa akmaya başlamışken bu çağlayanın önünde kimse duramaz.

Her şeye rağmen bu büyük dalganın önünde durmaya çalışanlar tarihin çöplüğünde yok olmaya mahkumdur. Bu ülkenin çile çekmiş, bedel ödemiş cefakar insanları artık daha fazla ezilmek, yok sayılmak istemiyor.

Bu güzel ülkenin güzel insanları eşit yurttaşlar olarak barış içinde bir arada özgürce yaşamayı fazlasıyla hak ediyor.

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 20.07.2026/BODRUM