Butlancı CHP baronlarının saray talimatları doğrultusunda oluşturdukları kirli siyasetten kurtulup emek odaklı, insanı ve haklarını önceleyen yeni bir siyaset tarzını savunan Yeni Parti’nin kuruluşu toplumda müthiş bir heyecan ve coşku yaratmıştı.
Barıştan, demokrasiden yana olan, ülkeyi sonu belirsiz bir karanlığa sürükleyen tek adam yönetimine karşı olan tüm demokratların, yurtseverlerin ilgiyle ve kararlılıkla sahiplendiği bu partinin mimarı, kim ne derse desin Özgür Özel’dir.
Kendisi her ne kadar “Yeni Parti’yi zulme, adaletsizliğe, eşitsizliğe karşı olan millet kurmuştur” dese de hepimiz biliyoruz ki, bir genel başkan olmanın ötesinde işçiden, emekçiden yana esen bir rüzgârı dipten gelen dalgaya dönüştüren bir halk önderi olmayı başaran Özgür Özel’in mücadele azmi, inancı, ideolojik dik duruşu ve halkta karşılık bulan samimiyeti toplumu yakıcı biçimde etkilemiştir.
Daha düne kadar bu söylediklerime beğeni koyan, onaylayan “Özgür Başkan, Özgür Türkiye” diye haykıranların şimdi alınan bir stratejik kararı beğenmeyerek Özgür Özel’e parmak sallamalarını anlamak mümkün değil.
Adı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun olarak geçse de özünde Kürt meselesinin çözümüne yönelik uzun yıllardır yapılan çalışmaların sonucunda meclisten geçirilen çerçeve yasa 468 oyla kabul edildi.
Yasa teklifi meclise geldiği andan itibaren Özgür Özel’in şahsında Yeni Parti’ye akıl vermeye, baskı yapmaya çalışan kimi ırkçı, Kürt düşmanı kişiler ahkâm kesmeye ve hatta tehditler savurmaya başladılar.
Oysa bu konular gündeme geldiği ilk günden itibaren olabildiğince stratejik davranmaya özen gösteren Özgür Özel demokratik dönüşümlerin gerçekleştirilmesi, hukuksuz yargılamalara son verilmesi amacıyla hassas dengeleri gözeterek ama bu konudaki görüşlerini toplumla paylaşarak yapmaya çalıştı.
Toplumu güvenlik mi özgürlük mü ikilemine sürükleyerek eskiden olduğu gibi muhalefeti barışa karşıymış gibi gösterme kurnazlığına başvuran cumhur ittifakı ve butlancı Kılıçdaroğlu ekibinin oyununa gelmemek adına Özgür Özel bence en doğru olanı yaptı.
“Günlerdir bu teklife “hayır” dememiz için binlerce öneri, eleştiri hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz ve bu millete olan bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz. Kolaya kaçmayan, devlet ciddiyetiyle karar veren, bu ülkenin 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz.
Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık. Evet, bu yasaya “hayır” deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz.” Diyen Özgür Özel saklı gizli hiçbir şey yapmamıştır.
Yeni kurulmuş bir partinin liderliğine soyunmuş biri olmanın yüksek sorumluluğuyla olası eleştirilerin önünü almak ve demokratikleşme adımlarının hızlandırılmasına katkı koymak hedefiyle görüşlerini parti yönetimiyle ve ardından kamuoyuyla paylaşmıştır.
Milletvekillerine en küçük bir baskı ya da yönlendirme yapmadan tercihleri konusunda serbest bırakmış, “seçmen çevrenizdeki insanların görüş ve iradelerini dikkate alarak oylarınızı özgürce kullanın” demiştir.
Bu çerçeve yasa kuşkusuz hiçbirimizin içine sinmemiştir. Özellikle de Demokratikleşme ile ilgili bölümün yasadan çıkarılması kabul edilemez.
Ancak mecliste oluşturulan komisyona üye vermiş, meclis raporunu imzalamış bir parti grubu olarak barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesine sekte vurmaması adına bu yasaya kimi parti yöneticilerinin evet oyu vermesini bahane ederek ırkçı söylemlerle acımasız eleştiri yapanları ben bir kez daha düşünmeye çağırıyorum.
Sanki kendisi olmasa bu parti ayakta kalamaz, yalnızca kendi düşünce ya da tercihleri dikkate alınırsa partide kalırmış türünden anlamsız ve haddini aşan ifadelerde bulunanlara prim verilmemelidir.
Bu konuda farklı düşünen ve en acımasız, ağır eleştirileri yapan İyi Parti ya da Zafer Partisi mensubu kişilerin bu tavrını saygıyla karşılıyorum.
Çünkü onlar da bizim gibi düşünseler ayrı partilerde olmazdık.
“Kırmızıçizgilerimiz nettir. Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile anayasanın güvence altına aldığı Cumhuriyet’in temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz, buna asla izin vermeyiz.
Bu anlayışla; iktidara değil ama milletimize güvenerek, bu metni değil ama partimizin duruşuna ve milletvekillerimizin göstereceği duruşa güvenerek, bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye’nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Yeni Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki; barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum.”
Daha düne kadar peşinden koştuğunuz, hiç hesapsız yanında durduğunuz bir lidere ne oldu da birden bu kadar güvensiz davranma hakkını kendinizde görüyorsunuz.
Özgür Özel başından beri olduğu gibi bugün gelinen noktada da süreci çok doğru yönetmiştir ve ona bu denli haksız eleştiri yapmaya da kimsenin hakkı yoktur.