Kirlenen siyaset kurumundaki çürümüşlüğün sonucu Özgür Özel ve ekibi yüz yıllık Türkiye’nin kurucu partisinden ayrılarak bir yeni partide yeniden örgütlenme kararı aldılar.
Siyasetin meşru zemininde olabilecek her yolu denmelerine karşın CHP’de siyaset yapmanın imkân ve zemini kalmadığı için Yeni Parti toplumda çok büyük ilgi ve karşılık gördü.
Bir kaos ya da kriz gibi görünen bu durum aslında yeni bir fırsatın yeni nesil siyasetin de yolunu açmıştı.
Eksikleri olmasına karşın çağdaş bir partiye yaraşır tüzük ve programla siyaset sahnesine çıkan Yeni Parti dünyada örneği çok az olan bir destekle kurulduğu andan itibaren Türkiye’nin birinci partisi durumuna geldi.
Her türlü zorluğa, maddi imkansızlıklara karşın iktidarın bin bir türlü engellemelerini göğüsleyen Özgür Özel ve ekibinde Özgür Özel gerçek bir halk lideri olmayı başardı.
Kuşkusuz tek başına Yeni Parti’nin bu mücadeleyi başarması mümkün olamayacağı için tüm muhalif parti ve örgütlerin ortak bir güç birliğine ihtiyaç olduğu da bir gerçek.
Daha da önemlisi CHP içerisinde uzun yıllar profesyonel! siyaset yapmış çıkar güruhundan kurtulabilmek, safraları atmak, ayrık otlarını temizlemek için de bir fırsat doğmuş oldu.
Tabanın söz ve karar sahibi olması gerçeğinden hareketle yeni nesil siyaset için çok önemli bir karar alındı.
Tek başına devrim niteliğindeki bu değişiklik; genel başkan seçimi dahil her türlü organ seçimlerinin delegeler aracılığıyla değil tüm üyelerin katılımıyla yapılacak olmasıydı.
Ancak siyasi partiler yasasından kaynaklı bir zorunluluk gereği kongreler sürecinde delege seçimi yapılması gerekiyordu.
Genel Başkan dahil partinin birçok yöneticisinin açıklamalarında da yer aldığı gibi yapılacak delege seçimleri bir formaliteden ibaret olacaktı.
Ekim ayı itibariyle yapılacak ilçe ve il kongreleri öncesi tüm yurtta hafta sonu delege seçimleri yapıldı.
Yapılan açıklamalar nedeniyle delege seçimlerine ilgi ve katılım da düşük oldu.
Ancak burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir konu var.
Yeni bir heyecan ve coşkuyla Yeni Parti’ye yeni üye olmuş kimi hevesli kişiler delege seçimlerine ve delegelik kurumuna olması gerekenin dışında bir anlam ve misyon yüklediler.
Bir yasal zorunluluk gereği oluşturulan delegelik sistemi bir temsiliyet kurumu değildir.
Onları mahallelerde parti temsilcisi gibi lanse etmek ya da kişilerin kendilerini bu anlamda görevli gibi tanıtmaları hem partiye zarar verir hem de yeni delege seçilen, bir çoğu hayatında ilk kez bir partiye üye olmuş iyi niyetli insanları vebal altına sokar.
Seçilen bu delegasyon sakın ola kendilerini “mahalle meclisi” gibi görmesin.
Mahalle Meclisi ve buradan seçilecek Mahalle Temsilcisi Yeni Parti’nin gerçek temsilcileridir.
Mahalle meclisine girecek kişilerin de mutlaka parti içi eğitime katılmalı, buralarda kendini kanıtlayan kişilerden de yeni üyelerin eğitilmesinde yararlanılmalıdır.
Bu yazdıklarım nedeniyle yeni üye olmuş, mahallesinde delege listesine yazılmış kişilerin beni yanlış anlamalarını istemem.
Geçmişte oluşturulan parti yapılanmaları ve görevlendirmelerin CHP’yi düşürdüğü durumu hep birlikte gözlemledik.
O yüzdendir ki; partili olmanın sorumluluğunu taşıyan, asgari bir siyasi bilince ulaşmış, parti tüzük ve programını özümsemiş, kişisel konforundan ve zamanından fedakârlık yapabilecek insanların partide görev almaları gerekmektedir.
Partiye oy verenle, parti üyesini birbirinden ayırmak ve ona göre davranmak zorundayız.
Bir diğer önemli konu da temsil noktasında bir göreve talip olan kişilerle ilgili somut kriterler belirleyerek adayları belirlemeliyiz.
Şimdiye kadar bu tür görevler talip olmuş da başvurusu kabul edilmemiş birine rastlayanınız oldu mu bilmem!
Öyle olunca da bulduğu ilk fırsatta parti değiştiren, yoldaşlarını yolda bırakan, partisini satanlardan geçilmiyor.
Yeni kurulan bir partide bu söylediklerim uygulanması zor kurallar gibi görülebilir ama iktidarını sürdürebilmek için her yolu mübah gören bu yönetimden kurtulabilmek için en baştan sıkı bir örgütlülük, sağlam, inanmış, özverili kadrolara ihtiyaç var.
Geçmişte 5-6 dönem milletvekilliği, belediye başkanlığı ya da örgüt yöneticiliği yapmış, siyaseti bir meslek gibi sürdürmüş kişilerin çıkıp yeni nesil siyasetten söz etmeleri bana hiç inandırıcı gelmiyor.
Yakın zamanda gerçekleştirilecek örgüt seçimlerinde bu konulara özen gösterilmemesi halinde daha çok topuklu efeler görürüz.
Yüzyıllık çınar, baba ocağı gibi duygusal argümanların ardına sığınıp CHP’yi putlaştıran profesyonel siyasetçiler için artık söylenecek bir şey yok ama gönül bağıyla alışkanlıklarından vazgeçemeyen iyi niyetli CHP üyelerinin ülkenin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak yeni nesil siyasete katılmalarını, en azından Yeni Parti’de siyaset yapmaya çalışan geçmiş mücadele arkadaşlarına anlayış göstermelerini bekliyorum.