UNESCO tarafından ilan edilen günün bu yılki temasının "Jeoçeşitlilik Kapımızın Önünde" olduğunu hatırlatan Akdoğan, bu unsurların günlük yaşamın ve kentlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

Jeoçeşitlilik ve Doğal Kaynaklar

Yerkürenin cansız doğasını oluşturan mineraller, kayalar, fosiller, topraklar, yer şekilleri ve su kaynaklarının insanlık ve ekosistemler için hayati önem taşıdığını belirten Akdoğan, şu hususların altını çizdi:

  • Sınırlı doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı için mineral, toprak ve su gibi unsurların bilinçli ve verimli yönetilmesi gerekmektedir.

  • Jeolojik çevre ile biyoçeşitlilik arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır.

  • Yerbilimleri, geçmişteki iklim değişikliklerinin ve yaşamın evriminin anlaşılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.

Afet Risklerine Karşı Planlama Çağrısı

Saimbeyli’de 4,4 Büyüklüğünde Bir Deprem Daha Oldu
Saimbeyli’de 4,4 Büyüklüğünde Bir Deprem Daha Oldu
İçeriği Görüntüle

Deprem, heyelan, tsunami ve sel gibi doğal tehlikelerin anlaşılması ile risklerin azaltılmasında jeolojik bilimlerin kritik rol oynadığını kaydeden Meltem Akdoğan, bilimsel verilerin arazi kullanım planlaması ve kent yönetimi süreçlerine daha etkin şekilde dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Jeolojik miras alanlarının tahrip edilmesinin gelecek kuşakların ortak mirasının yok olması anlamına geldiğini ifade eden Akdoğan, kamu kurumlarının sorumluluk üstlenmesi, bilimsel envanter çalışmalarının yapılması ve yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Meltem Akdoğan, açıklamasını şu anlamlı çağrıyla tamamladı:

"Jeolojik mirasımızın belirlenmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki çalışmaların takipçisi olmaya ve jeoçeşitliliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Jeolojik çeşitlilik kapımızın önünde. Görmek, tanımak ve korumak sorumluluğumuzdur."

Kaynak: HABER BÜLTENİ