Kurbanını ellerini ovuşturarak bekleyen, içinden kıs kıs gülen, “İşte yeni kurbanım!’ dediği potansiyel müşteriye sahte gülümseme, tatlı dil ve küçük ikramlarla kandırmaya çalışan emlakçı, vakit kaybetmeden harekete geçer.
Kısa bir örnek vereyim; (Yaşanmıştır)
Bütçesine uygun ev kiralamak isteyen müşteri, ‘Pazarlık farzdır’ diyerek, emlakçıyla pazarlık yapmak ister. Ama atladığı, düşünemediği bir şey vardır; emlak sektörünün kurdu, son derece tecrübeli, mesleğinin zirvesindeki emlakçıyla pazarlık yapmak o kadar kolay değildir.
İlanda gördüğü evi beğenen, 3-5 kuruş fazla olsun ama ev güzel olsun diyerek hayallere dalan kiracı, evi görmeye gittiğinde hayal kırıklığına uğrar. Çünkü ilandaki görsellerle, gerçek evin arasında dağlar kadar fark vardır. Teknoloji hileleriyle, Photoshop ile güzelleştirilen fotoğraflarla evi öyle güzel gösterirler ki, dersiniz ev, ev değil saray.
Ta ki içine girene kadar!
***
Derme çatma odalar, yıkık dökük dolaplar, çatlak boyasız duvarlar, delik deşik taban, harabeye dönmüş mutfak, banyo, tuvalet…
Değerinin çok üstünde fiyat çeken emlakçı alaycı tavırla, “Bak bu fiyata böyle ev bulamazsın. 3-5 kuruş masrafı var hepsi bu, onu da halledersin. Bu evi kaçırma!”
Öfkesinden kuduran çaresiz kiracı bir müddet düşünür, ‘el mahkûm!’ der ve susmak zorunda kalır. Yine de dayanamayıp, ‘Ya sende hiç insaf, vicdan, utanma yok mu? Bu eve it bağlasan durmaz! Böyle bir eve bu kadar para çok değil mi?’ diye çıkışır, çıkışır ama nafile!
Adana tabiriyle, yüzü cıncıkla sıyrılmış (Has Adanalı olan bu tabiri iyi bilir) emlakçı pişkin pişkin, “Evin taliplisi çok, sen bilirsin. Bakma sana kanım ısındı, yardımcı olmaya çalışıyorum. Valla işine gelirse...”
Finalde ise açgözlü ev sahibi ve pişkin emlakçı istediğini alır.
Elektriği, suyu, varsa doğal gaz faturalarını üstüne almalar,
Tomarla nakliye parası vermeler,
Bir çuval aylık veya yıllık kira bedelleri,
Ev sahiplerinin, “Ne halin varsa gör!” demeleri,
Bir de üstüne emlakçıların alicengiz oyunları ve hak etmediği komisyonlar…
Tam bir bataklık, öyle ki çırpındıkça batıyoruz!
Vermiş olduğum örnek, küçük çaplı emlakçılar ve kıt kanaat geçinmeye çalışan gariban kiracılar içindi. Ya koca koca evlere villalara rezidanslara, büyük büyük firmalara kurum ve kuruluşlara kiracı arayan emlakçılara ne demeli?
Onları düşünemiyorum bile…
***
Ev sahibinden tutun da emlakçısına kadar, “Bunlar çıldırmış olmalı! Bunların bir türlü önüne geçemiyoruz…” diyen, yaptırım veya caydırıcı ceza vermeyen, veremeyen yetkililerin olduğu bir memlekette, demek ki biz boşa nefes tüketiyoruz.
Gerçekten yeter!
Yetkililer de artık devreye girsin, sorumluluklarını ve görevlerinin ne olduğunu bilsin. Öyle başına buyruk, kafasına göre takılan, istediği gibi at koşturan emlakçılara yaptırımlar uygulansın, cezalar verilsin. Verilsin ki; herkes haddini, hududunu, kanunu ve yasaları bilsin. Birileri de, feryat eden gariban kiracıların yanında olsun, arkasında dursun.
Ama nerdee!
Az evvel de dediğim gibi; galiba boşa nefes tüketiyoruz!
Son olarak;
Her sektörde olduğu gibi, emlak sektöründe de çürük elmalar vardır. Yoksa, illa ki mesleğini layığıyla yapan, hile hurdaya, düzenbazlığa bulaşmayan, dürüst ve namuslu sektör temsilcileri de var elbet. Söylediklerim sizleri kapsamıyor, üstünüze alınmayın.