‘Günümüz eğitim-öğretim sistemi hakkında neler düşünüyorsunuz?’ diye sorsam, hemen herkes; “Eğitim şart...” der ve ekler, “Ama şu Z Kuşağı yok mu Z Kuşağı! Pabuç kadar dilleriyle her şeyin suyunu çıkarıyorlar. Ders çalışmakmış, saygı sevgiymiş nerde! Varsa yoksa cep telefonu, sosyal medya… Hayatları bu olmuş. Gençlik nereye gidiyor!”
Maalesef günümüz Türkiye’sinde öğrencilerin derslere, sınavlara pek ilgisi yok. Vurdumduymazlıkları bir yana, kafa tutan tavırlar, asi davranışlar, isyan etmeler… Eğitimciler, ebeveynler Z Kuşağı’nın bu tutumuna çare bulmak için bir hayli uğraşıyor.
Hassas dönemlerden geçtiğini bilen ve bunu lehine kullanan ‘akıllı!’ gençler ise, anne babalarının iyi niyetlerini suistimal ederler. Ebeveynler son çare, okul idarecilerinden destek alarak sorunun köküne inip çözmeye çalışıyor. Finalde ise, “Şu okul bir bitse de rahatlasak!” diyen birçok veli, adeta gün sayıyor. En azından yaz tatilinde ne öğretmenlerden, ne de çocuklarından şikâyet duymayacaklar.
***
Pek gündeme gelmeyen ve açıkçası beni de oldukça rahatsız eden sorunlardan biri de; Bazı öğretmenlerin, öğrenci seçme özgürlüğü ya da hakkı olduğu düşüncesi. Gözüne kestirdiği öğrenciyi, yüksek not vaadi ile yanına çekme gibi huylarının olduğunu da çocuklarımızdan duyuyoruz.
“Aaa, olur mu canım öyle şey?” dediğinizi duyar gibiyim.
Yapmayın, şurda biz bize konuşuyoruz. Bunu herkes bilir…
‘Sınıfta ne olmuş, kim ne demiş, gıyabında neler konuşulmuş?’ gibi köstebeklik yapan yandaş öğrenciler yok değil. Bu tutum tuhaf ve saçma olsa da, bazı öğretmenler disiplini bu şekilde sağladığını düşünüyor. Kısa sürede ortada bir haksızlık olduğunu sezinleyen ve karşı çıkan öğrenci de bundan nasibini alır.
“Ben öğretmenim, ben ne dersem o olur! Yaptıklarım ve yapacaklarım asla sorgulanmaz, sorgulanamaz!” zihniyetini çürüten küçük bir örnek;
(Haber merkezime ulaşan ve bizzat sohbet ettiğim bir velinin başına gelenler;)
10’ncu sınıfa giden ve oldukça başarılı bir kız öğrenci ağlayarak babasını arar, “Baba, öğretmenimiz yapmış olduğum ödevi bulamadığını söyledi. Yemin ederim ödevimi yaptım ve öğretmenler odasında bizzat kendisine teslim ettim. Ödev kâğıdımı teslim etmediğimi, sıfır verdiğini söyledi. Üstelik Herkesin içinde bağırdı! Yakın olduğu iki kız öğrenci de, beni yalancılıkla suçladı. Lütfen yardım et baba!”
Çocuğunun masumiyetine inanan ve asla yalan söylemeyeceğini bilen baba, bizzat okul yetkilisini arar. Son derece sakin ve kibar bir lisanla, ortada keyfi bir davranış olduğunu söyler. Bu durum karşısında okul yetkilisi, “Sayın veli, yanlış anlaşılma olmuş. Sorun çözüldü, meraklanmayınız” yanıtını alır.
Konunun bu kadar kolay kapanmasından rahatsız olan baba, ertesi gün okula gider. Son derece yapıcı konuşan, haklarını iyi bilen veli karşısında okul müdürü, ilk etapta meslektaşını korur kollar. Sakinliğini koruyan veli, “Tamam o zaman sayın müdürüm… Milli Eğitim Müdürlüğü’nden okula müfettiş gelsin. Kim haklı, kim haksız araştırılıp ortaya çıksın. Eğer kızım haksız ise, çocuğuma disiplin cezası verilsin. Yok, siz de bir sorun varsa sorumlu öğretmen ve sizin hakkınızda soruşturma açılsın.”
Bu sözlerden sonra okul müdürü, “Evet ortada bir sıkıntı var, o sıkıntı da bizden kaynaklı. Ama inanın kasıt yok. Konuyla alakadar olacağım ve kızımızı mağdur etmeyeceğiz” der…
Bu sözlerden sonra ikna olan veli lafı fazla uzatmaz, uygun bir dille konunun takibinde olacağını söyler ve müdürün eline sıkarak okuldan ayrılır. Şimdilik olay tatlıya bağlanmıştır…
***
Öğretmenlerimiz elbette çok kıymetli, onlar başımızın tacı. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Lakin öğretmenlere emanet ettiğimiz evlatlarımız da, bizim canımız ciğerimiz. Veli olarak haksızlığa karşı hakkımızı aramalıyız. Herkes görevini layığıyla yapmalı. Ayrım gayrım yapmadan, adaletli ve en önemlisi keyfi davranılmamalı. Aksi takdirde bilgili, eğitimli ve olgun veliler gelir bu oyunu bozar.
Bilinçli Veli Demek; Hemen üstte yazdığım örnekteki gibi olmak demek.
Kısa bir not: Atatürkçü, çağdaş, eğitim ve öğretime ömrünü adayan, çocuklarımızın eğitimi için çabalayan öğretmenlerimizin affına sığınıyorum.
Mesajım zaten açık seçik ortada...
Yoksa saygıdeğer öğretmenlerimize laf etmek ne haddime!
Kıymetli öğretmenlerimiz karşısında saygıyla eğiliyor, ellerinden öpüyorum.
İyi ki varsınız…
Bilinçli Veli Olmak…
Hakan Toytekin
Yorumlar
Trend Haberler
Akif Manaf Hoşgörü ve Barış Ödülü’ne Layık Görüldü
Adana’dan Türkiye Birinciliği: Seyhan ÇEP’li Öğrenciler Ankara’da Ödül Aldı
Türkiye Arıcılıkta Dünya Markası, Adana İlk Sıralarda
35 Yıllık Miras Ne Halde? Bir Zamanların Efsanesi… Şimdi Sessizliğe Terk Edildi
Adana’nın Gururu “Emanet” Dünya Festivallerinde Ses Getirdi
Adana'nın Geleceğini Şekillendirecek 5 Büyük Projede Son Durum Ne?
Darbendef Ritim Topluluğu’ndan Unutulmaz Anadolu Gecesi