Sarı sıcaklar kendini gösterdi. Adanalı yavaş yavaş memleketi terk etmeye başladı. Kurban Bayramı’na günler kaldı, okullar yaz tatiline giriyor.
Adana tabiriyle bayram sonu Adana’da kimse kalmaz.
Okullar yaz tatiline giriyor, girerken de nedense kendi öğrencilik yıllarım aklıma geliyor. Ben yaştakiler bilirler, bizim zamanımızda yaz tatiline girdiğimizin ertesi günü, ya boya sandığını alıp ayakkabı boyacılığına çıkardık, ya da eskimo satmaya çıkardık ya da esnafların yanına giderek çırak lazım mı usta diye sorardık. Yani kendi harçlığımızı çıkarmaya çalışırdık.
Bunu söylerken şunu da belirmek isterim ki, ne olursa olsun herkes çocukken bir an önce büyümek, büyüdüğünde de çocukluğuna dönmek ister.
Her dönemin kendine has güzelliği var.
Kimisi ‘’ne varsa eskilerde var’’ der
Kimi de, ‘’eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı’’der.
Peki, bugünkü çocuklar şanslı mı, değil mi?
Öncelikle söylemek gerekirse; gerek teknoloji, gerekse ekonomik bakımdan bugünün çocukları çok ilerdeler.
Tabi günümüzde büyükler için ne kadar yenilik, güzellik, teknolojik ürünler varsa, çocuklar için daha fazlası var. Gerçekten de insanın ağzı açık izlediği ve çocuk olmak istediği durumlar hiçte az değil.
Ama şu da var; şanslı gibi görünen günümüz çocuklarının en büyük şanssızlığı ise, sokakta oynama kavramına uzak olmaları. Biz sokakta oynardık, şimdikiler odasında bilgisayar başında vakit öldürüyor. Çocuk doğayla, hayvanla, dünyayla iç içe değil...
Sorumluluktan habersiz, yokluk, kıtlık bilmeyen, pense tutmasını beceremeyen, şefkat, merhamet, paylaşma, arkadaşlık duyguları gelişmemiş, sanal ortamda, sanal oyunlar, sanal arkadaşlıklar.
Sağlıksız beslenen nesiller geliyor ne yazık ki.
Bu sorunun da acil çözülmesi gerekiyor.
Çünkü çocuklarımız geleceğimiz.