Bugün elbette hiç tartışmasız Kerkük konusunu yazmak zorundayız. Kerkük’te neler oluyor? Çok özet olarak söyleyelim. Kerkük Türklerinin hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor.

Bugün elbette hiç tartışmasız Kerkük konusunu yazmak zorundayız. Kerkük’te neler oluyor? Çok özet olarak söyleyelim. Kerkük Türklerinin hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Bakın, Kerkük Türkleri yok edilmeye çalışılıyor demiyorum, hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor diyorum. Neden yok edilmeye çalışılıyor demiyorum? Çünkü, yok edilemezler de onun için. Zaten yazı başlığına dikkat ederseniz KERKÜK TÜRKTÜR … şeklindedir. Neden? Çünkü alışılmış bir slogan olan gerisindeki TÜRK KALACAKTIR sözünü kullanmaya yazıda gerek duymadım da onun için. Kesinlikle, kati olarak, hiç şüphesiz KERKÜK TÜRK KALACAKTIR.

SSCB 1920’lerin başlarından itibaren Türkiye dışındaki Türklerin büyük bir kısmını yuttu. O dönemin şartları gereği bunu gerçekleştirebildi. Bu yutma ne kadar sürdü? 60-70 yıl. Sonra ne oldu? SSCB dağıldı ve bu dağılmadan geriye tam altı tane bağımsız Türk Devleti çıktı (ben, Tacikistan’ı da buna katıyorum ve bunda ısrar ediyorum, her ne kadar gizleniyor olsa da). Bizim ülkemizde her yıl Dış Türkler Günü kutlaması yapılırken bu kutlamayı yapanlara “bunlar ne diyor” diye bakanlar bugün en azından mahcup durumdadırlar diye düşünüyorum. Yani, 60-70 yıllık SSCB’NİN yaptığı baskı, zulüm, yıldırma, yok etme girişimleri hiçbir işe yaramamış ve Türkler, Türk kalmışlardır.

Hatta içinde yaşadığımız Türk ülkesini, Türkiye’yi bile örnek verebiliriz. 30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ve sonra İstanbul Hülümeti’nin 10 Ağustos 1920 yılında imzaladığı Sevr ile biz Batı Türklüğü de yok edilmek istenmişti. Bu Anlaşmalarla asırlardan beri yapılmak istenen iş yapılmış ve Şark Meselesi Avrupalılarca çözülmüş ve Anadolu Türklüğü artık geldiği yere geri gidecekti. Sonuç ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu, yok edilmek istenen biz Batı Türkleri Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde yeniden tarih sahnesindeki yerimizi aldık.

Ne anlatıyorum? Öyle, Kerkük Türklüğünü yok ederizi bırakın, haklarını gasp ederiz falan filan gibi densizlikler Türk Milleti için asla kalıcı sonuçlar vermez ve tarih buna asla şahit olmamıştır. Bugün ciddi sıkıntılar içerisinde olan Çindeki Uygur Türkleri, Suriyedeki Türkler ve Iraktaki Türkler sonunda istenen rahatlığa kavuşacaklardır. Bundan hiçbir kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Peki, sadece moral gücü için söylenen cümleler midir bu yazdıklarım?

Elbette hayır! Tarih, Türk Milleti’nin her parçasının, her yerdeki parçasının bir ortak özelliğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Türk esir olmaz, boyunduruk altına girmez.

Ne diyor Büyük Şair Mehmet Akif ERSOY:

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım.

Bu sözler, çok uzun asırlar öncesi söylenmiş sözler değil, daha yüz yıl önce söylenmiş ve kesinlikle uygulanmış sözlerdir.

Bu anlattıklarımdan şu sonucu mu çıkarmalıyız? Bir şey yapmayalım, yan gelip yatalım, nasıl olsa bize bir şey olmaz. Elbette ve kesinlikle hayır. Tam tersi, haklarımızı vermemek ve haklarımızı almak için ne yapmak gerekirse onu yapalım. Biz Türkiye olarak nerede Türk varsa ona sahip çıkalım ve onların arkasında bütün gücümüzle duralım. Tıpkı, Azerbaycan- Ermenistan (RUSYA) konusunda yaptığımız gibi. Sonuç ne olursa olsun Türkiye bütün Türk Dünyasının arkasında olmak zorunluluğundadır. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin millî devlet olmasının ana gerekçesi de budur.

Bu arada bir takım gereksiz, boşa enerji harcadığımız tartışmalar görüyorum. Din kardeşliği meselesi ile ilgili tartışmalar. Kan kardeşiliği her şeyin önündedir. Azerbaycan-Errmenistan çatışmasında  GAGAVUZYA Başbakanı ne dedi:

“Ermenistan bizim din kardeşimizdir, doğru. Ama, Azerbaycan Türkleri bizim kan kardeşimizdir ve bunun için onların yanındayız.” İşte bütün mesele budur.

Bu yüzden, ne olursa olsun KERKÜK TÜRKTÜR… Ve yanlarındayız.